ANA SAYFA

Ana Sayfa 

İLETİŞİM

İletişim 

BAĞLANTILAR

Bağlantılar 

SİTE HARİTASI

Site Haritası 

SIKÇA SORULAN SORULAR

Sıkça Sorulan Sorular 

  TMMOB  FIG  CLGE
ENGLISH HKMOBİS ÜYE HKMOBİS

  26 Eylül 2017, Salı

TMMOB HARİTA KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI

Site İçi Arama:

Loading
FİG 2018

    Haberler

    Basın Açıklamaları

    Görsel Basında Odamız

    Basından

    Resmi Yazışmalar

    Birim Fiyatlar

    Hukuk Birimi

    İstatistikler ile HKMO

    MİSEM

    Üyelerimizden

    Satım Duyuruları

    Alım Duyuruları

    İş Arayanlar

    Eleman Arayanlar

    Yardım Duyuruları

    Bilgi Edinme Başvurusu

    TİP Sözleşmeler Kontrol

    SHKMMB

    LİHKAB

 

e-Liste

Odamız üyesi değil, fakat duyuruların düzenli olarak
e-posta hesabınıza gönderilmesini istiyorsanız;
Lütfen adınızı, soyadınızı ve
e-posta adresinizi giriniz..

Adınız:

E-Posta Adresiniz:

 

Son Çıkan Yayınlar

 

» KİTAPLAR

MESLEKTE 50. HİZMET YILINI DOLDURAN ÜYELERİMİZ
HKMO

 
 » JEODEZİ VE JEOİNFORMASYON DERGİSİ

 
 » HKM DERGİSİ

SAYI: 2011-1 104

 
 » HARİTA BÜLTENİ

SAYI: AĞUSTOS 2017 98

  

ÇALIŞMA PROGRAMI

45. DÖNEM

      Dönem Seçiniz:

13.07.2016

13. 07. 2016

TMMOB HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI

45. DÖNEM ÇALIŞMA PROGRAMI

GİRİŞ

 

Bilgi çağında yaşıyoruz. Ekonomik, teknolojik, kültürel ya da siyasal olarak bütün yönleriyle gelişmişlik hangi bilgiye ne kadar sahip olduğumuzla belirleniyor. Fakat değişimin yönünü belirleyen ve bundan kazanç sağlayan güç, bilgiye erişimden daha ziyade bilginin kullanılması ve üretilmesiyle birlikte geliyor. Bu gücün en büyük kaynağı da bütün bilgi alanlarının, farklı disiplinlerin bir arada, birbirini besleyerek gelişmesi ve birbirini tamamlamasıdır. Dolayısıyla bu güç, böylesi kamusal bir bilinci gerektiriyor. Asırlık tarihi içinde Uluslararası Haritacılar Federasyonu`nun (FIG) Harita ve Kadastro mühendisliğine getirdiği tanım da mesleğimizin farklı bilgi alanlarının kesişim yerinde ve özellikle doğa bilimleri ile sosyal bilimler arasında bir köprü görevi üstlenmesi ve bu kamusal bilincin hem taşıyıcısı, hem koruyucusu hem de uygulayıcısı olmasıdır. Böylesi bir tanım, mesleğimizin ve meslektaşlarımızın, teknik ve sosyal açıdan değişim hızının çok yüksek olduğu günümüzde, bilginin üretimi, kullanımı ve aktarımı, düşüncede ve uygulamada yeni ufuklar açan araştırmaların yapılması ve toplumun gelişmesi, ilerlemesi yahut refahı için bilginin kamuya mal edilmesi ve toplum nezdinde güvenin kazanılması açısından ne denli önemli bir yerde durduğunun da altını çizmektedir. 

FIG 2018 Genel Kurul ve Kongresi`ne ev sahipliği yapmaya hazırlanan Odamız ve Yönetim Kurulumuz, geçmiş dönemlerde nasıl olduysa bu dönemde de böylesi bilimsel bir yaklaşım ve kamusal bir bilinçle hareket edecek, mesleğimizin hak ettiği itibarı ve meslektaşlarımızın değişen dünyadaki kıymetli rolünü muhafaza etmeyi ve güçlendirmeyi sürdürecek, küresel ve yerel boyutlarda dünya ve ülke sorunlarına, toplumsal gerçeklere ve tüm insanlığı ilgilendiren gelişmelerine aklın ve vicdanın ışığıyla yaklaşacak, mesleğimizin ve genel olarak mühendisliğin etik ve kamusal sorumluluğuyla çalışmalarına devam edecektir. 

45. Dönem Yönetim Kurulu olarak hazırladığımız bu çalışma programı, toplumu ve insanı nasıl gördüğümüzden başlayarak, dünya ve ülkemiz gerçeklerine nasıl yaklaştığımızı ve ilerleyen süreçte büyük ve küçük ölçekli planlarımızı özetlemekte, ülke gündemimizde can alıcı bir aciliyette olan sorunlara karşı çağdaş ve demokratik duruşumuzla nasıl dâhil olacağımızın yol haritasını göstermekte, mesleğimizin gelişmesi ve meslek alanlarımızın genişletilmesi açısından en önemli gördüğümüz politika ve uygulamaların altını çizmektedir. Herkes için ayan beyan olmuş gerçekleri tekrarlamak istemiyoruz fakat söze başlamadan şunu bir kez daha belirtme ihtiyacı duyuyoruz: Dünya küçük bir köy haline gelmişken ve küresel güçlerin etkisi ülkemizde büyürken, büyüdükçe yandaşlarını bulup siyasal ve ekonomik baskısını artırırken, bireysel bir özgürlüğün, kişisel bir refahın yahut dışarıda olup bitenlerden izole bir yaşamın hayalini kurmanın, hatta sözünü dahi etmenin imkânsızlığı ortadadır. 

1. SAVAŞLAR VE KAPİTALİZM SARMALI

İnsani biraradalığımız için en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyin barış olması, bugün öncelikli derdimizin savaşlar, düşmanlıklar ve insanın insana yaptığı zulüm olduğunu akla getirir. İnsanlık tarihinde herkesin herkese çiçek uzattığı bir dönem belki hiç yaşanmamıştır; zira her zaman savaşlar olmuştur. Ama bugünün savaşları büyük bir ikiyüzlülükle kendini gösteriyor. Reformu, rönesansı, aydınlanmayı, hümanizmayı ve modernizmi yaşamış ve tüm dünyayı bu değerlerle etkilemiş batı uygarlığı ve onun temsilci devletleri, bir yandan "insanın ve yaşamın en üst değer ve hak" olduğunu ortaya koymakta ama diğer yandan bugün kapitalizmin en vahşi boyutlarını tüm dünya halklarına yaşatmaktadır. İnsan haklarını, demokrasiyi ve adaleti savunmak ile kapitalizmin geleceğini savunmak arasında bir tercih yapılması söz konusu olduğunda, oylar kapitalizmden yana kullanılıyor. Aynı şekilde İslam ve doğu uygarlıkları da, insana ve insan yaşamına verdikleri değerle bir "dünya kardeşliği" söylemi yaratırlarken, kapitalizmle işbirliği ve çıkarlar söz konusu olduğunda, İŞİD örneğinde olduğu gibi, kardeş katli bile din kılıfına uydurulabiliyor. Savaşa karar verildikten sonra, onu meşrulaştıracak sebepler "demokrasi getirmek"ten "cihad"a, "dünya barışı"ndan "teröre karşı mücadele"ye kadar çeşitlilik kazanabiliyor. Oysa biz biliyoruz ki kapitalizm, sömürüyle beslenen birikim rejimi olduğu gibi, bu sömürünün uygun koşullarını yaratacak her türlü ortamın ve aygıtın yaratılmasında ve sürdürülmesinde birincil aktördür. Bir ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarının ele geçirilmesi, orada yaşayan halkın ucuz ve güvencesiz işgücüne çevrilmesi ve bölgenin büyük bir pazar alanına dönüştürülmesi için savaş, en kestirme yollardan biridir ve savaş endüstrisi de kapitalizmin büyümesi yahut girdiği krizlerden çıkması için en çok başvurduğu yöntemdir.

20. Yüzyılın ilk yarısında iki büyük paylaşım savaşıyla milyonlarca insanı canından eden emperyalizm, pazar, toprak, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını ele geçirme ve kontrolü altına alma mücadelesini ve operasyonlarını sürdürmekte, insanlık tarihinin gördüğü acı ve yıkımlar devam etmektedir. Bölgemizde de emperyalizm, etnik ya da mezhep farklılıklarına dayanarak ülkeleri bölüyor, yönetimleri yeniden belirliyor, sınırları yeninden çiziyor.

Emperyalist müdahalelerin diğer toplumsal-politik yapılar üzerinde, başka halklar ve ülkeler üzerinde yol açtığı yıkıcı sonuçlara gözlerini yumarak, kendi beklentilerini gerçekleştirmeye çalışanların aynı yıkıcı sonuçları yaşayacakları ve yalnız kalacakları açıktır.

Bu yüzden barışı savunmak, halkların kardeşliğini ve sömürüsüz bir dünyayı savunmaktır; barışta ısrar etmek, insan yaşamının en üst değer olduğunda ısrar etmektir.

1.1 Mülteci Sorunu

Bugün Suriye ve bölge halklarının hem mağduru hem de muhatabı olduğu savaşlar ve gitgide Türkiye`nin de hem içten hem dıştan içine çekilmeye çalışıldığı düşmanlıklar, emperyalist güçlerin ortaklığında büyük bir endüstrinin, insanlık nüfusuna oranla küçük bir oligarşinin ve çıkarları kesiştiği ölçüde ittifak kuran gelişmiş devletlerin siciline işlenmelidir. Dünya yurttaşları olarak halkların gördüğü zulüm her gün içimizi sızlatmaktadır. Ama bu savaşların Türkiye`yi yakından ilgilendiren bir etkisi, göçmen ve sığınmacı sorunudur ve bugün hissedilmeyen ama ciddiyeti kısa bir sürede arz edecek olan, aslında ülkemizin en acil sorunlarından biridir. Suriye`deki savaştan ve İŞİD tehdidinden kaçıp Türkiye`ye sığınmış göçmen sayısının 3 milyondan fazla olduğu biliniyor. 

Barınma, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişim konusunda büyük sıkıntılar yaşıyorlar ve göçmenler için yeni yerleşim bölgelerinin oluşturulması, basitçe bir gettolaşmanın ihtimalini canlı tutuyor. Daha önemlisi ise, misafir etmekte güçlük çektiğimiz milyonlarca insanın çalışmak zorunda olması, kayıt dışı emek sömürüsüne yeni bir halkanın eklenmesi demektir. Bütün metropollerde dilenirken gördüklerimizin yanında binlercesi gayrimeşru üretimin ve ticaretin kurbanı olmaktadırlar. Böylesi bir ortamda gelecek güvencesi göremeyen insanlar, hayatlarını tehlikeye atarak Avrupa sınırlarına dayanmış, tabiri caizse "kapıda bırakılmışlardır", bu da yetmezmiş gibi Türkiye ile Avrupa arasında bir pazarlık konusu haline gelmişlerdir. Tablo, bir insanlık dramıdır ve çözümler, sağda solda konuşulduğu kadar kolay değildir. 

Bu konuda biz, meselenin bir "güvenlik" söyleminden çıkarılıp "insan hakları" bağlamında değerlendirilmesi; sadece uluslararası değil, ulus üstü yapıların ve ağların da işbirliği ve dayanışma içinde olması; göçmenlerin kendi vatanlarında özgür ve huzur içinde yaşamlarına geri dönebilmesi için küresel ölçekte faaliyet gösteren sivil toplumun tüm bileşenlerinin ortak, şeffaf ve ayrım gözetmeyen bir çalışma içine girmesi ve hem savaş karşıtı bir eylemliliğin hem de savaş mağduru insanların yaralarını saracak gönüllü bir emeğin seferber edilmesi gerektiğine inanıyoruz.

1.2 Terör

Savaş sorunu, son iki yıldır ülkemizde "şiddet" ve "terör" olgusunun ciddi ölçüde artması gibi başka bir sonuç da doğurdu. 20 Temmuz 2015`te Suruç`ta patlayan bomba, dehşet verici bir başlangıçtı. Üç ay sonra, Ankara`da TMMOB`nin de öncülük ettiği, birçok sivil toplum örgütünün ve demokrasi bileşenlerinin katıldığı, içinde "barış" geçen ve barış, kardeşlik, sömürüsüz bir dünya ve demokrasi adına haykıran insanlarla dolu bir mitingde iki bomba patladı ve onlarca canımızı kaybettik. Bu saldırıların bir savaş psikolojisi yaratması kaçınılmazdı ve anlaşılan patlamaların sonu gelmeyecekti. Nitekim beklenen oldu; "yabancıların" ölümüyle sonuçlandığı için maalesef gündeme bile gelmeyen 12 Ocak 2016 İstanbul Sultanahmet patlaması, sonra Ankara`da 17 Şubat 2016`da bir intihar saldırısı gerçekleşti. Daha yaralar sarılmamış, yaşanan travmanın etkileri sürerken bir vahşet daha hafızalara kazındı: 13 Mart 2016`da Ankara`nın en merkezi yeri olan Kızılay`da yeni bir intihar saldırısı gerçekleşti. Tüm toplumda ve özellikle Ankaralılarda büyük bir keder, güvensizlik ve korku bu patlamalarla yaratıldı çünkü tehlike artık yanı başımızdaydı, hemen herkes burada ölen canlarımızdan biri olabilirdi. Bu terör saldırıları, 19 Mart 2016`da İstanbul`da, İstiklal Caddesi`nde, 27 Nisan`da Bursada, 1 Mayıs`ta, Gaziantep`te, 12 Mayıs`ta Diyarbakır/Sarıkamış köyünde, 7 Haziranda İstanbul Veznecilerde, 8 Haziranda Mardin/Midyatta,  hayatımıza kastetmeye devam etti.

Yitirdiğimiz canlarımızın acısı yanında toplum olarak bizi endişeye sokması gereken en önemli sorun, bu şiddet gerçeğinin insanların ruh sağlığı üzerinde yarattığı ağır tahribattır. Burada yatan en büyük tehlike, şiddetin "normalleşmesi" ve bir ifade biçimine dönüşmesidir. Ve bunda en büyük sorumluluk, siyasal iktidardadır. Şiddet, bir güvensizlik ve korku ortamı yarattıkça, hesap vermesi gerekenler bundan kendilerine pay biçmekte ve "istikrar" söylemiyle kendi varlıklarını meşrulaştırmaktadırlar. Oysa devletin ve onun temsilcilerinin birincil görevi, halkının güvenliğini sağlamak, eğer bunu yapamıyorsa o konumdan istifa etmektir. Fakat her iki erdemi gösterecek onurlu bir duruşun esamesini bile ne yazık ki göremiyoruz.

Bu saldırıları, medya diliyle ve basitçe "terörü kınıyoruz" deyip geçmek yerine düşünen insanlar olarak öncelikle olup bitenleri anlamaya çalışmamız gerekir. Devlet aklının ve siyasi vicdanın "şiddet" ve "terör" olgularının arkasında yatan sebepleri ve kaynağı çok iyi bilmesi şarttır. Türkiye halkları, böyle bir yaşamı hak etmeyecek asgari bir kardeşliğin, dostluğun ve misafirperverliğin mirasına sahiptir. 

Bizler, gerekçesi ne olursa olsun, kimden gelirse gelsin, insani ve ahlaki hiçbir değer taşımayan, amacına çocuk, kadın, genç, yaşlı ve olabildiğince çok masum ve suçsuz insanı öldürerek ulaşmaya çalışan, en aşağılık, en kalleş savaş yöntemi olan terörü araç olarak kullananları, terörü destekleyenleri ve bundan beslenenleri, nefretle, lanetle, şiddetle kınıyoruz. Bugün yaşanan bu şiddet ve terör ortamı, bu toprakların halkları için dün olduğu gibi bugün de yabancı, yalan, yapay ve kurmacadır. Ve elbet bir gün bu yalan açığa çıkacak, krallar çıplak kalacak, barış bu topraklarda hüküm sürecektir.

2. ANTİ-DEMOKRATİK SÜREÇ

Aslında bugünün savaş ortamı, birden bire oluşmadı; anti-demokratik bir süreç, son yıllarda kendini iyiden iyiye hissettiriyordu. Gezi Direnişi ve ardından gelen "isyan"lar, en ayrıntısına kadar bireysel yaşamımıza dahi müdahaleye soyunan iktidara bir tepki olarak ortaya çıkmıştı. 2015 Haziran Genel Seçimleri de böylesi bir tepkiyle "artık yeter" diyen insanların anti-demokratik sürece "hayır" demesiyle sonuçlanmıştı ve aslında demokrasimizin geleceği açısından umutları canlandırmıştı. Ama ne yazık ki ülkemizde terör ve şiddet olgusu, her ne hikmetse tam da bu seçimlerin ardından yoğunlaştı. Dolayısıyla ülkemizde şiddet, yalnızca dışarıdan, farklı örgütlerin intihar saldırılarıyla yaşanmadı. Kişisel hırslar ve hesaplar uğruna,  bir "kaos" ortamının zeminini hazırlamak için bizzat içerideki güç odaklarıyla başlatılan bir şiddet ve savaş ortamına tanık olduk. Öğrendiğimiz kadarıyla her şey, seçim sonuçlarından "güçlü bir iktidar"ın çıkmamış olmasından dolayıydı; "güçlü bir iktidar" demek, ona hiçbir şekilde hiçbir şeyin muhalefet etmediği / edemediği bir iktidar demekti. 

Öyle de oldu ve iyi kötü giden bir "çözüm süreci", o güne kadar alınan yolun ve anlaşmaların inkârı pahasına birden bire rafa kaldırıldı ve yeniden ve çatışma sürecine girildi. Ülkenin doğusundan her gün şehit haberleri, sivillere yönelik yargısız infaz haberleri artarak gelmeye başladı. Bunun beraberinde kentler boşaltıldı, insanlar evlerini, yaşadıkları yerleri terk edip göçmek zorunda kaldılar. Öfke ve nefret tohumları yeniden ve daha güçlü bir şekilde ekilmiş oldu. Bu durumdan kısa vadede çıkar elde edecekler elbette yine iktidarlar olacaktır ama uzun vadede Türkiye halkları bitimsiz bir savaşın içine sürükleneceklerdir. Bu gidişe dur demek, yurttaş olarak sorumluluğumuzdur. Bizler, akıl ve vicdan sahibi yurttaşlar olarak elbette barışı savunuyoruz; barış için siyasi yolların ve koşulların, her ne pahasına olursa olsun yeniden oluşturulması gerektiğine, terörün ve şiddetin her türlüsünün topyekün reddedilmesi gerektiğine, ülkemizde kalıcı bir huzur, güven ve kardeşlik ortamının ancak siyasetle geleceğine inanıyoruz. 

2.1 Düşünce Üzerindeki Baskı

Yakın dönemde anti-demokratik rejime en çarpıcı bir şekilde üniversiteler ve akademisyenler üzerindeki baskıyla tanık olduk. "Doğruyu söylemek", doğruyu görenin sorumluluğudur ve neyse ki bu sorumluluğu taşıyan bilim insanları hâlâ mevcut. Ülkenin bir yarısında insan hakları ihlallerinin ciddi boyutlara vardığını raporlayan, terör örgütleriyle devletlerin işbirliği yaptığını ortaya çıkaran ve bunları kamuoyuyla paylaşıp vicdani sorumluluğunu yerine getirmeye çalışan her akademisyen, her namuslu aydın, her gazeteci, iktidarın çoklu baskısına maruz kalmaktadır. Bu dönemde bunun örnekleri çok sayıda görülmüştür. Doğruyu söylemek, özellikle baskı dönemlerinde anlam ve değer kazanır; bugün ihtiyacımız olan en önemli şey budur.

"Barış İçin Akademisyenler" adıyla gündeme gelen ve ülkemizde yaşanan insan hakları ihlallerine en azından dikkat çekmek isteyen, sokağa çıkma yasaklarının ve şiddetin son bulmasını temenni eden, herkesi siyasete çağıran akademisyenler, en hafifinden "terör örgütü" sempatizanlığı ve vatana ihanetten soruşturmalara tabi tutulmuş, büyük bir kısmı işlerini kaybetmiş, fiziki ya da psikolojik şiddete maruz kalmışlardır. Söz konusu bildiriye herkes katılmak zorunda değildir ama akademisyenlerin, diğer herkes gibi ifade özgürlükleri vardır ve bu hak, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Düşünmek ve onu ifade etmek için "özgür" bir ortamın olmadığı yerde, düşüncenin özgür olması da imkânsızdır. 

2.2   Yeni Anayasa

Bu dönemde ülkemizi ve Yönetim Kurulumuzu bekleyen en kritik süreçlerden biri, hiç kuşkusuz "yeni" anayasa yapımıyla yaşanacaktır. Fakat anti-demokratik siyasetin hegemonyasında yaşadığımızı bir an olsun unutmamak gerekiyor. Bu hegemonyanın zorunlu bir sonucu, güçler ayrılığı ilkesinin neredeyse bütünüyle ortadan kalkmış olmasıdır. Seçim barajıyla orantısız bir iktidarın elde edilmesiyle başlayan ve yürütme ile yasamanın neredeyse birleşmesiyle devam eden süreç, siyasal iktidarın büyük yatırım yaptığı kadrolaşmalarla hukukun "kontrol mekanizması" olmaktan çıkmasıyla son bulmuş görünüyor. Anti-demokratik sürecin "legal" bir şekilde gelebileceği daha ileri bir aşama kalmamıştır. Bu iktidar, bütün despotik rejimlerde olduğu gibi her baskı politikasının "yasal" olmasıyla kendini meşrulaştırır; Hitler rejiminde de bütün kararlar "legal"di, yani hem yasamanın hem de hukukun onayını almıştı. 

Öyleyse yeni anayasa sürecine girerken, akla gelen en basit soruyu soruyoruz; böylesi bir "mutlak iktidar"ın koşumunda, "sivil", yani medeni, demokratik, çok sesli, düşünce ve ifade özgürlüğünü koruyan, sosyal ve hukuk devleti ilkelerini muhafaza eden, eşitliği temel alan bir anayasanın inşa edilmesinin olanağı var mıdır? TMMOB dahil bütün bir "sivil" toplumu, demokratik hakları dahilinde sözünü söyledikleri, işlerini yaptıkları ve her koşulda yalnızca akla vicdana çağrı yaptıkları için "radikal", "marjinal", hatta "ihanetçi" kabul eden bir siyasal iktidarın tekelinde kalmış bir anayasa yapımı, hangi evrensel değerleri kapsayabilir, hangi demokratik hakları içine alabilir, hangi bilimselliği kendine ilke edinebilir? Bir tür tek adam yönetiminin gayri resmî "başkanlık rejimi "ne uyarlanmış halini yaşadığımız bu dönemde, çoğulcu, katılımcı, özgürlükçü bir demokrasinin ihtimali var mıdır? Dahası, güçler ayrılığının, yani siyaseti kontrol ve denge mekanizmalarının ortadan kalktığı ve dolayısıyla esasında kimsenin kimseye güvenmediği bir ortam içinde, demokratik bir anayasa yapılabilir mi?

Meclisten yeni geçen Özel İstihdam Büroları yasası ile kiralık işçiliği ve güvencesiz çalışmayı en uç noktaya taşıyan, kuralsız, güvencesiz ve esnek çalışmanın yaygınlaşmasına, emekçilerin açlık sınırının altında ücretlerle çalışmaya mahkum edilmesine ve İşçi sağlığı ve iş güvenliği açısından en riskli işlerde kiralık işçilerin çalıştırılmasına olanak ve yasal zemin hazırlayan emek düşmanı bir anlayış emekten ve haktan yana, demokratik bir anayasa hazırlayabilir mi?

Artvin kentinin birkaç yüz metre yukarısında, geleneksel Kafkasör yayla şenliklerinin yapıldığı alan olan Cerattepede, kentin bütün su kaynaklarını etkilemesine ve çevre katliamına neden olmasına rağmen, Mahkemenin Aralık 2015`te "madencilik faaliyetinin hem su kaynakları üzerinden hem de zehirli gazların asit yağmuruna dönüşmek suretiyle kenti doğrudan zehirleyeceği" vurgusu yaparak projenin yürütmesini durdurduğu halde hukuku hiçe sayarak, halkın kentini ve yaşam alanlarını korumaya yönelik taleplerini görmezden gelerek ve onları terörist ilan ederek, ilgili şirkete destek olan bir anlayış doğadan, yaşam alanlarından ve toplumdan yana demokratik bir anayasa yapabilir mi?

 

Demokrasinin, din ve vicdan hürriyetinin ve özgür bireyler olarak birarada yaşamanın olmazsa olmazı olan "Laiklik" ilkesine yönelik "Yeni Anayasada laiklik olmamalıdır" diyen bir anlayış laik, demokratik bir anayasa yapabilir mi?

Kadınların ve çocukların haklarını koruyan az sayıdaki kanunlardan olan, Ceza Kanunu, Medeni Kanun ve Şiddeti Önleme Kanunu`nda yapılması istenen değişiklikler ile; çocukların cinsel istismarının "rızaya" dayalı olabileceğini düşünebilen, çocuk istismarcısının tecavüz ettiği çocukla 5 yıl boyunca "sorunsuz" ve "başarılı" bir evlilik sürdürmesi halinde denetimli serbestlikten yararlanmasını öneren, aile terapisi ve rehberlik hizmetlerinde ilahiyat fakültesi mezunlarının da görevlendirilmesini öneren bir anlayış kadını, çocukları ve demokrasiyi koruyan bir anayasa ortaya koyabilir mi?

Dokunulmazlıkları geçici bir maddeyle kaldırarak Milletvekilleri hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını bağımsız olmayan savcılara bırakan, Milletvekillerinin, vekili oldukları vatandaşın hakkını savunmalarını suçlamaya dönüştürebilmeye ve kendi kontrolüne almaya çalıştığı yargı eliyle muhalif vekilleri susturma girişimlerine imkan tanıyan ve yolsuzluk yapan vekilleri bu kapsama dahil etmeyen bir anlayış kuvvetler ayrılığını koruyan, demokratik ve kapsayıcı bir anayasa yapabilir mi?

Biliyoruz ki bu soruların cevabı kocaman bir "hayır"dır. Anayasa, bir toplumun ve onun devletinin aklının ve vicdanının kristalize olmuş halidir. Barışın ve demokrasinin olmadığı bir ortamda, muhalif ve eleştirel her sesin kısılmaya, yok edilmeye çalışıldığı bir siyasi yozluk içinde, kamusal akıldan ve vicdandan bahsetmek bir tarih yanılgısı olacaktır. Eleştiri, düşüncenin sağlığı için birebir reçetedir ve buna tahammülsüzlük ise, demokrasi hastalığının semptomudur. Eleştiriye ve muhalefete tahammül edilemezse, hastalıklı, düşmanca ve ayrılıklar, parçalanmalar, baskılar doğuran bir anayasa olacaktır.

2.3 Odamızın Merkezi İdarece İdari Ve Mali Yönden Denetimi

Anayasa‘nın 135. maddesinde kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları üzerinde Devletin idari ve mali denetimine ilişkin kuralların kanunla düzenleneceği öngörüldüğünden, Anayasa‘da öngörülen kural çerçevesinde kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının hukuki statüsü, idari ve mali özerkliği, örgütlenme hizmet alanları dikkate alınarak, çağdaş çoğulcu demokrasilerde yerleşen özerklik anlayışı çerçevesinde idari ve mali denetimin sınır, derece, kural, yer, süre ve yetkili makamı belirtilerek, hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı bir kanun düzenlemesi gerekmektedir.

1983 tarihinde yürürlüğe konulan 66 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile TMMOB veya Odaları temsilen uluslararası toplantı ve kongrelere katılmanın izne bağlanması, TMMOB ve Odalar üzerinde bakanlıklarca idari ve mali denetim yapılacağının öngörülmesi dışında, idari ve mali denetimin kurallarına ilişkin bir yasa yürürlüğe konulmamıştır.

66 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, düzenlendiği tarihin antidemokratik, yasaklayıcı, baskıcı uygulamalarının bir parçası olarak 1983 tarihinde yürürlüğe konulmuş, ancak yasalaşmamış ve AKP iktidarına kadar hiç uygulanmamış bir düzenlemedir.

24.12.2014 tarihli ve 29215 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan "Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve İlgili Odalar Üzerinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca İdari ve Mali Denetim Yapılmasına Dair Tebliğ" ise yasama yetkisinde ve yasa konusu bir alanın, idarece ve idari işlemle düzenlenmeye çalışılması nedeniyle fonksiyon gaspı niteliğinde, ağır ve açık bir şekilde hukuka aykırı, yok hükmünde ve uygulanamaz nitelikte bir işlemdir.

İyi kurulmuş, personelinde ve yapısında bozukluk ve aksaklık bulunmayan, hukukun üstünlüğünü içselleştirmiş, hukuka bağlı bir idarenin, yok hükmünde bir işlemi yapmayacağı, yapılmış olsa dahi uygulamayacağı beklenir.

Buna karşın, ülkemizde Danıştayca iptal edileceği önceden açık ve kesin olarak bilinen ancak yürütmesi durduruluncaya kadar fiili durum yaratılmak için düzenlenen yönetmelikler çıkarıldığı, Anayasa Mahkemesince iptal edileceği kesin olan yasaların yine fiili durum yaratmak ve Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliğinden yararlanmak amacıyla yürürlüğe konulduğu bilinmektedir.

Tarihsel süreç içinde gelinen anayasal konum ve güvenceye karşın, daha özgürlükçü, özerk ve katılımcı düzenlemeler yerine meslek kurumlarının haklarının budanması son dönemin gündeminde iken, meslek kuruluşlarının toplumsal denetim işlevlerini kırma ve bu kuruluşları sindirerek yandaşlaştırma gibi siyasal hedef üzerine kurulu olan ve giderek tırmandırılan ve hukuk kullanılarak yapılan müdahalelerin geldiği yeri göstermesi açısından sözkonusu Tebliğ ibret verici birer örnektir.

Çeşitli nedenlerle, defalarca duyurduğumuz ve açıkladığımız üzere, Anayasa‘da öngörülen kural çerçevesinde usul ve esasları kanunla belirlenecek, Odamızın idari ve mali özerkliğini zedelemeyecek bir denetime değil, Odamızın hukuki statüsünü, idari ve mali özerkliğini ortadan kaldıracak, yetki ve görevlerini engelleyecek, hiyerarşik anlamda bir ast-üst ilişkisi yaratacak, hukuka, çağdaş yönetim anlayışına aykırı, keyfiliğe kaçabilecek bir denetim düzenlemesine karşıyız.

Aslında sorun Odaların denetlenmesi değil, Odaların, kamu idarelerinin meslek alanlarıyla ilgili karar ve tasarruflarını kamu adına denetlemesi, hukuksuzluklarla mücadelesi, Odaların yurtsever ve kamucu duruş ve tutumudur. Yapılmak istenen TMMOB ve bileşeni Odaların denetlenmesi değil, TMMOB ve bileşeni Odaların kamu adına siyasal iktidar üzerindeki kamusal denetiminin engellenmesidir. Yapılmak istenen TMMOB ve bileşeni Odaların parçalanması, etkisizleştirilmesi, itibarsızlaştırılması, susturulmasıdır. Yapılmak istenen, siyasal iktidarın uzantısı ve arka bahçesi olacak yancı, yağcı ve yandaş meslek örgütleri yaratmaktır.

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası olarak; kuralları Anayasa`ya uygun bir kanunla belirlenen idari ve mali denetime karşı olmadığımızı; ancak, toplumda oluşan güvensizlik ve kaygının giderilmesi, uluslararası saygınlığımızın yeniden kazanılması, saydam ve hesap verilebilir bir yönetimin yeniden kurulabilmesi için, denetlenmeyen kurum ve kuruluşun, hesap sorulamayan kişi ve makamın kalmadığı özgürlükçü ve çağdaş bir Türkiye için mücadele etmeye, meslek, ülke ve toplum değerlerimizi bedeli ne olursa olsun savunmaya kararlı olduğumuzu bir kez daha duyururuz.

2.4  Bu Süreçte "Bizler"

Anti-demokratik süreci biz yakından hissediyoruz çünkü örgütümüz ve örgütlülüğümüz üzerindeki baskı uzun yıllara dayanıyor olsa da, son dönemde torba yasalar ve anayasa değişikliği üzerinden hedef gösterilmiş bulunuyoruz. Bu konuda yalnız olmadığımızı da biliyoruz, çünkü bizzat siyasal iktidarın sözcüleri tarafından tüm "sivil toplum"un marjinalize edilmeye çalışıldığını, kamu yararı ve demokrasinin sağlığı için gayret gösteren her sivil toplum örgütünün ve onun temsilcilerinin her fırsatta yıpratılmaya çalışıldığını görüyoruz. Oysa ünlü bir düşünürün dediği gibi, "ters yüz edilmiş bir dünyada, doğru, bir yanlışlık anıdır." Bugün dünyada ve ülkemizde olup bitenlere evrensel değerlerle, insan haklarını ve kamu yararını gözeterek yaklaşan her fikir ve eylem bir "kötülük"le yaftalanacaktır; ama ters yüz olmuş bir dünyada bu yafta, TMMOB ve onun bileşeni olan odaların şeref nişanı olacaktır.

TMMOB ve bileşeni Odamız, kuruluş yılından bu yana demokratik, çağdaş ve ilerici çizgisinden ödün vermeden bugüne kadar gelmiş, bu uğurda her dönem siyasal iktidarlarla çatışma içine sokulmuş ama barışçıl, çözüm arayan ve aklın ve bilimin ışığında uzlaşmacı tavrını muhafaza etmiştir. TMMOB ve HKMO`nun kamu yararı gözetmekten, sosyal adaleti ve bilimsel doğruluğu savunmaktan başka hiçbir suçu yoktur. Ama siyaseten yozluğun, bilimsel olarak gericiliğin ve vicdani olarak büyük ahlaksızlıkların yaşandığı bir dönemde sicilimiz elbette kabarıktır. 

Kapitalizmin en vahşi yüzüyle görünür olduğu bir dönemde, güvencesizliğin, kayıt dışı istihdamın ve taşeronlaşmanın ne denli büyük kayıplara, sömürülere, "işçi cinayetleri"ne yol açtığını dile getirenler; Soma`da, Ermenek`te, Zonguldak`ta, madencilik tarihinin büyük faciaları olarak yaşanan olayların aslında yalnızca bir "kaza" olmadıklarını ve her gün farklı iş alanlarında iş güvenliği olmadan, performans güdümünde ve kâr maksimizasyonuyla çalışmanın böylesi dehşet verici sonuçları olduğunu dillendirenler; kapitalizmin ve onun ne "neo" (yeni) ne de "liberal" (özgürlükçü) olan ideolojisinin bugün toplumu "borçlandırma" üzerinden böylesi koşullara mecbur ettiğini haykıranlar bizleriz.

Afet riskindeki alanların dönüştürülmesi adı altında, kentsel dönüşümün ranta açıldığı gerçeğini ifşa edenler ve çağdaş mühendisliğin vazifesi gereği neyin bilimsel, neyin bilim dışı olduğunu, bunun yanında neyin kamu yararına neyin kişiler yararına olduğunu gösterenler; yaptığı çalıştaylar, kongre ve sempozyumlarla kentsel dönüşümün, kent planlamasının, şehirciliğin nasıl yapılması gerektiği konusunda bilimsel bakış açısını ortaya koyanlar; anayasal ve uluslararası sözleşmelerle tariflenmiş sanayi, işçi sağlığı ve iş güvenliği, inşaat ve yapı denetimi, bilirkişilik, enerji, madencilik, tarım, gıda, orman, su kaynakları, çevre, kentleşme, barınma hakkı vb. konularında mühendislik, mimarlık, şehir plancılığının gerektirdiği mesleki faaliyet denetimi, bilimsel-teknik ölçütler ve çağdaş toplumsal gereklilikler doğrultusunda düzenlemelerin kamudan yana bir bütünlük içinde olması gerektiğini savunanlar bizleriz.

Son on beş yıllık dönemde ülkemizde yaşanan büyük doğa katliamlarına her fırsatta dikkati çeken, hazırlayıp yayınladığı bilimsel yayınlarla ve çeviri kitaplarla çılgın projelerin ve HES`lerin neden bilimdışı, neden doğaya, canlıya ve insana düşman, neden kamusallık dışı olduğunu gösterenler ve bu konuda ciddi tarihsel ve müspet bakışı ve çağdaş duruşu sergileyenler; kadastronun "sürdürülebilir kalkınmaya" yönelik politikaların oluşturulması ve uygulanmasında en önemli veri kaynaklarından biri olduğunun her fırsatta altını çizenler, herkesin ortak mülkiyeti olan tarım arazilerinin, ormanların, 2B ve sit alanlarının, yer altı ve yer üstü zenginliklerimizin yabancı ve yerli sermayedarlara günden güne artarak peşkeş çekilerek özelleştirildiğine ve siyasal iktidarın bu özelleştirmelerle aslında ekonomideki açıkları ve borçları kapatmaya çalıştığına dikkat çekenler ve bu konuda kamuoyu yaratmaya çalışanlar bizleriz.

En başta söylediğimiz gibi, artık bir bilgi çağında yaşadığımızı ve en önemli yatırımın bilginin üretilmesinden yana yapılması gerektiğini; bunun, ülkemizi dış kaynaklara, yabancı sermayeye bağımlı olmaktan kurtaracak en önemli yatırım olacağını, böyle bir yatırımın ülkemizin siyasal bağımsızlığı, ilerlemesi ve kalkınması için en temel hamle olacağını; özgür ve özerk bir akademi ve üniversite ortamının yaratılıp araştırma-geliştirme olanaklarının artırılmasının artık kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu, bir toplumun kendine güvenini kazanmasının ancak ve ancak kendi varlık ve var oluş koşullarını yaratma gücünü kendinde bulabilmesinden geçtiğini, bu bilinçle meslektaş adayı genç üniversiteli arkadaşlarımıza ve yeni kuşaklara elimizden gelen olanaklarla sektöre ve akademiye dair erken bilinçlendirme gayretini gösterip, üyeleriyle ve hizmet ettiği halkla dayanışma içinde olanlar bizleriz.

Sadece mimar mühendis olarak değil, insan ve yurttaş olarak bu ülkenin geleceğinde sorumluluk alanlar, her gün yaşanan kadına karşı şiddet ve cinayet olaylarına gözlerini ve kulaklarını kapamayıp her türlü sivil dayanışmanın paydaşı olanlar, eğitim sisteminde yaratılan yeni rejimle itaat ve biat kültürünü kabullenmiş bireylerin yetiştirileceği endişesini taşıyanlar,  islami söylemi benimseyenler yolsuzlukla, çocuklara taciz ve tecavüzle, kimliğe ve mezhebe dayalı ayrımcılık ve nefret diliyle gündeme geldiklerinde onlar yerine utanan, yüzü kızaran ve yerin dibine girenler bizleriz.

Tüm bu olumsuzluklara karşın, çağdaş ve ilerici duruşunu sonuna dek koruyacak olanlar, meslek etiği ve sorumluluğuyla birlikte, şeffaf ve demokratik yönetim çizgisinden ayrılmayacak olanlar, emeğe saygıyı ve düşünceye itibarı yükseltmek için dün nasıl olduysa bugün de aynı duyarlılıkla çalışacak olanlar, anayasa yapımı dâhil bütün siyasi süreçlerde söz söyleme hakkını kullanma cesareti gösterecek, kendi meslek alanlarını kamu yararı ve çıkarından ayırmadan geliştirme ve küresel standartlara yaklaştırma bilincinde olanlar, Cumhuriyet`le kazanılmış laik ve çağdaş değerleri koruyup yeni nesillere emanet edecek olanlar da bizleriz.

3 FIG GENEL KURULU VE KONGRESİ`NE DOĞRU

45. Dönem Yönetim Kurulu olarak bu çalışma programında özel bir yer vermek istediğimiz konu, Uluslararası Haritacılar Federasyonu  (FIG) ile kurduğumuz yapıcı ve üretici ilişkilerin bize önemli bir kazanım getirmiş olmasıdır. Yönetim Kurulu olarak, önümüzdeki iki yıl içinde FIG Genel Kurul ve Kongresi`ne İstanbul`da ev sahipliği yapmaya hazırlanıyoruz. 

Odamız, bir önceki çalışma programında söz verdiğimiz üzere, FIG`in düzenli olarak gerçekleştirdiği çalışma haftalarına katılım sağlamış, yaptığı yayın ve çalışmaları yakından takip etmiş, evrensel ölçekte değeri haiz yayınların bir kısmını üyelerimiz ve ilgili meslek alanlarında çalışanlar, akademisyenler ve öğrencilerimiz için Türkçeye çevirmiş, tarafımızca düzenlenen ulusal ve uluslararası sempozyum ve kongrelere meslek alanında teorik ve pratik deneyim sahibi kişi ve kurumları davet edip ağırlamış, Türkiye`deki haritacılarla tanışıklık kurma olanakları yaratmış, FIG bilgilendirme toplantılarını aralıksız sürdürmüş, en nihayetinde Odamız Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı olan Dr. Orhan Ercan`ı FIG Başkan Yardımcılığı için aday göstermiş ve adayımız seçilmiştir.

Bu gayretlerimizin sonucu elbette olumlu olmuştur. 123 ülkeyi temsil eden, 87 ülkeden 103 Oda ve Birlik`in ulusal üyeliğinin olduğu ve tüm organlarıyla mesleğimizi dünya genelinde temsil eden bir üst kuruluş olarak FIG`in her dört yılda bir Genel Kurulu ve Kongresi düzenlenmektedir. Odamız, 2018`de yapılacak FIG Genel Kurul ve Kongresi`nin ev sahibi olma başarısını göstermiştir. Bu ev sahipliği, onlarca ülkenin ve binlerce insanın ağırlanması demektir; bu yüzden hem heyecanlı hem de gururlu olduğumuzu belirtmek isteriz. Hiç şüphesiz bu organizasyon da tıpkı diğerleri gibi sektörümüze büyük olumlu katkılar sunacak, haritacılık alanındaki tüm uygulamaların gelişimi için uluslararası işbirliğini destekleyecek, ülkemizdeki üniversitelerde haritacılık ve kadastroya ilişkin tüm bölümlerdeki eğitimci ve öğrenciler için paha biçilmez bir ortam sağlayacaktır. 

4.     45. DÖNEMDE HEDEFLENEN ÇALIŞMALAR

Yönetim Kurulu olarak çalışma programımızı, dünya ve ülke gerçeklerini göz önüne alarak katılımcı, açık ve kapsayıcı bir anlayışla, üyelerimizin hak ve çıkarlarının halkın çıkarlarıyla uyumuna özen göstererek mesleğimizin gelişmesi, meslek alanlarımızın korunması genişletilmesine yönelik olarak hazırlamaya çalıştık. 

Yönetim Kurulumuz bu dönemde de, meslektaşlarımızın özlük haklarının yanında meslek alanlarımıza diğer mesleklerin müdahalesi, bu müdahalenin boyutlarını saptama, üyelerimizin kayıp yaşamamasını sağlayıcı girişimlerde bulunurken yapılması gerekenleri planlayacak ve yol haritası çizecek politikalar oluşturma görevinin bilincinde olarak ilgili yasa, yönetmelik, meslek ilkeleri ve mühendislik etiği doğrultusunda çalışmalarına devam edecektir. Bu çerçevede Odamız, aklın ve bilimin yol göstericiliğinde anayasal ve uluslararası sözleşmelerle tariflenmiş sanayi, işçi sağlığı ve iş güvenliği, inşaat ve yapı denetimi, enerji, madencilik, tarım, gıda, orman, su kaynakları, çevre, kentleşme, barınma hakkı vb. konularında mühendislik, mimarlık, şehir plancılığının gerektirdiği mesleki faaliyet denetimi, bilimsel-teknik kriterler ve çağdaş toplumsal gereklilikler doğrultusunda düzenledikleri, emekten, halktan, ülkemizden, meslek-meslektaş çıkarlarından yana bütünlük içindeki çalışmalarına, önlerine çıkarılan tüm engellere rağmen kararlılıkla devam edecektir.

Odamız, bugüne değin meslektaşlarımıza ve halka karşı sorumluluk bilinciyle çalışmalarını sürdürmüştür. Üreterek büyüyen ve paylaşarak gelişen bir ülkede insanca ve barış içinde yaşamak için mücadele edilmesi, birlikte karar alma, birlikte üretme, birlikte yönetme ilkesinin yaşama geçirilmesi için, aklın ve bilimin ışığında ülkenin demokrasi ve aydınlanma mücadelesinden yana yürüyüş kolunda 45. Dönem (2016-2018) çalışmalarına devam edilecektir.

4.1. İDARİ, HUKUKİ VE MALİ ÇALIŞMALAR

4.1.1. HKMO Yeni Bina Yapımı Çalışmaları

Bilindiği üzere Odamız yeni bir yerleşkeye taşınmak, fiziki imkânlarını genişletmek ve tüm üyelerimizin aktif bir şekilde kullanabilecekleri sosyal donatılara sahip bir mekâna kavuşmak amacıyla Ankara`nın en merkezi yerinde, Kızılay/İzmir-2 caddesinde eski bir bina satın almıştır. Bu eski binanın yıkılması işlemleri tamamlanmış, ihtiyaca yönelik yeniden inşa edilecek olan bina için proje hazırlanmış ve yapım izinlerinin alınması çalışmalarına başlanılmıştır.

Yeni bina yapımıyla ilgili yol haritasının çıkarılması, fiyat araştırmalarının yapılması, teknik yapım şartnamesinin hazırlanması, teknik ve mali açıdan denetimlerin Odamız adına sağlanması, diğer tüm işlemlerin gerçekleştirilmesi ve tüm bu çalışmaların büyük bir şeffaflıkla gerçekleştirilmesi amacıyla bir komisyon oluşturulacaktır. 

45. Dönem içerisinde bu komisyon nezdinde çalışmalara hız verilip yeni bina yapımı için temel atma işlemi gerçekleştirilecek, yapım işlemine başlanacaktır.

4.1.2. HKMO Personel Yönergesi/Yönetmeliği Hazırlanması

HKMO Oda, Şube ve Temsilcilikler bünyesinde çalışmakta olan profesyonel çalışanlarımıza yönelik, personelin atanması, görev, yetki ve sorumlulukları, çalışma koşulları,  özlük hakları,  yükselmesi, ödüllendirilmesi, cezalandırılması, işine son verilmesi gibi konuların esaslarını belirten bir yönerge hazırlanacaktır. Bu yönerge olgunlaştırıldıktan sonra önümüzdeki Olağan Genel Kurula sunularak personel yönetmeliği şeklinde yayınlanacaktır.

4.1.3. Bilgi Teknolojileri Biriminin Geliştirilmesi

Odamız bünyesinde yürütülen bilgi teknolojilerine yönelik çalışmaların daha aktif ve verimli hale getirilmesi için, üyelerimizin özellikle HKMO BİS üzerindeki talepleri ve problemlerinin daha hızlı giderilmesi için bu birim üzerinde bazı geliştirmeler ve güçlendirmeler yapılacaktır.

Mevcut bilgi sistemi altyapısının güçlendirilmesi, 

Web sitesi ara yüzünün ve içeriğinin yeni bir yüze kavuşması, 

Birim fiyatlarla ve sözleşmeli işlerle ilgili yazılımların yaygınlaştırılması, 

HKMO web sitesinin ve yazılımlarının mobil uygulamalarının yapılması,

BT biriminin iş gücü anlamında güçlendirilerek çözüm hızının arttırılması ve dışa bağımlılığın azaltılması,

HKMO Yönetim Bilgi Sisteminde karşılaşılan sorunlar tespit edilip, görüş ve öneriler doğrultusunda sistemin geliştirilmeye devam edilmesi.

4.1.4. HKMO Hukuk Biriminin Kurulması

Odamız ve mesleğimizle ilgili yasal düzenlemelerin takip edilmesi, meslek ve meslektaş çıkarlarının hukuk nezdinde savunulması, meslektaşlarımızın çalışma hayatlarıyla ilgili yaşadıkları hukuksuzluklara yönelik ücretsiz hukuki destek ve danışmanlık sağlanması, tüm bunlarla ilgili gerekli yasal başvuruların yapılması, dava süreçlerinin takip edilmesi gibi işlemler Odamızca yıllardır yoğun bir şekilde yapılmakta olup bu çalışmalar hukuk bürolarından danışmanlık hizmeti alımıyla ve Odamız bünyesinde profesyonel çalışan hukuk danışmanlarımızın katkılarıyla yürütülmektedir.

Hukuki çalışmalara yönelik ihtiyaçların giderek artması ve daha etkin çalışılabilmesi nedeniyle önümüzdeki dönemde Odamız bünyesinde profesyonel çalışan bir hukuk birimi kurulacaktır. Bu birimde görev alacak hukukçular yukarıdaki çalışmaların yürütülmesinin beraberinde şubelerimize de katkı verecektir.

4.1.5. Yasa ve Yönetmelik Çalışmaları

Birçok alanda yasa ve diğer mevzuat değişiklikleri ülke gündemine gelmektedir. 45. Dönemde gündeme gelen yasa ve diğer mevzuat değişikliklerinin yeni çalışma dönemimizde de hız kesmeden devam edeceği açıktır. 

Bu çerçevede gündeme gelecek ya da gündemde yer tutan yapısal ve yönetsel değişiklik anlamı da taşıyan yasa ve diğer mevzuat değişikliklerine ilişkin olarak kamu ve toplum yararı ve ülkenin kalkınması, gelişmesi, bağımsızlığı, özgürlüğü ve barışı ekseninde çalışmalar sürdürülecektir. 

Bu Çerçevede;

- Anayasa değişikliğine ilişkin,

- Mesleki Yeterlilik Kurumu çalışmalarına ilişkin,

- Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü çalışmalarına ilişkin,

- Özelleştirmeler kapsamında mevzuat değişikliklerine ilişkin,

- Doğrudan yabancı yatırımlar ve yabancıların çalışma izinleri yasal düzenlemelerine ilişkin,

- Kamu İhale Yasası değişiklik çalışmalarına ilişkin,

- 3194 sayılı İmar Kanunu, Kentsel Dönüşüm-Yenileme Düzenlemeleri hakkındaki mevzuatlara ilişkin,

- Orman Kanunu‘nun 2-B maddesi kapsamında, orman arazilerinin satışına yönelik yasal ve yönetsel düzenleme çalışmalarına ilişkin,

- Tapu ve Kadastro mevzuatına ilişkin,

- Mera ve Maden Kanunları ve Yönetmeliklerine ilişkin,

- Toprak Koruma Kanununa ilişkin,

- 4708 Yapı Denetim Yasası Uygulama Yönetmeliğine ilişkin,

- Lisanslı Harita ve Kadastro Mühendislik Büroları mevzuatına ilişkin,

- YÖK‘ün mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı alanlarını etkileyen kararlarına ilişkin, 

- Bilirkişilik Yasa Tasarısına ilişkin,

- Emlak Yasa Tasarısına ilişkin,

- Uluslararası İşgücü Kanunu Tasarısına ilişkin,

- Mesleki alanlarımızla ilgili diğer mevzuat konularına ilişkin,

- Büyük Ölçekli Harita ve Harita Bilgileri Yapımı yönetmeliğine ilişkin,

Mesleki alanlarımıza yönelik değişikliklerin de kamu ve toplum yararı ilkesi, meslek ve meslektaşlarımızın haklarının korunması ve geliştirilmesi yönünde etkinliklere ve çalışmalara devam edilecektir.

4.2. ÖRGÜTLENME ÇALIŞMALARI

4.2.1. Üyeler - Öğrenci Üyeler

Bilindiği üzere üniversitelerde bölüm sayısının artmasının yanı sıra kontenjanların da artması sonucu her yıl bölümlerimize yaklaşık 1800 öğrenci alınmakta ve kontrolsüz bir büyüme gerçekleşmektedir. 

Hızla büyüyen meslektaş sayımızda tüm üyelere ulaşmak, meslek ve meslektaş çıkarlarını koruma noktasında Oda-üye ilişkilerini güçlendirmek için yeni yöntemler geliştirilecek ve bu konuya daha fazla ağırlık verilecektir. 

Odamıza üye olmayan meslektaşlarımızın üye yapılması, tüm oda etkinliklerine katılımlarının sağlanmasına yönelik çalışmalara devam edilmesi, kamu ve özel sektörde çalışan genç meslektaşlarımıza Oda‘nın önemi ve gerekliliğinin anlatılması yönünde çalışmalara ağırlık verilecektir.

HKMO Öğrenci Kolu Yönetmeliği çerçevesinde yapılan öğrenci üye kayıtlarına devam edilecektir.

Yeni açılan üniversitelere yönelik öğrenci üyeliği ve Odanın tanıtımı çalışmalarına ağırlık verilecektir.

Oda ile üye, öğrenci üye ve üniversiteler arasında sağlanan diyaloglar geliştirilerek, bütüncül bir anlayış çerçevesinde, birlikte düzenlenen sosyal, kültürel, bilimsel etkinliklerin artırılarak düzenlenmesine devam edilecektir.

Kadın üyelerimizin Odamız bünyesinde ve mesleğimizde daha etkin olabilmeleri ve de cinsiyete yönelik ayrımcılıkların önüne geçilmeye yönelik çalışmalar yapılması için Odamızda ve şubelerde Kadın Çalışma Grupları kurulacaktır.

Mesleki ve teknik yeni gelişmelere bağlı olarak yeni etkinlikler geliştirilecek ve düzenlenecektir.

4.2.2. Şube, İl/İlçe Temsilcilikleri ve İşyeri Temsilcilikleri

Bilindiği üzere 44. Olağan genel kurulda HKMO Ana Yönetmeliğinde yapılan değişiklik sonucu temsilciliklerimizin görev süreleri atandıkları çalışma dönemi sonunda dolmakta ve yeni bir çalışma döneminde tüm temsilcilikler yeniden atanmaktadır. Bu kapsamda temsilcilik yapısı yeniden dizayn edilecektir.

Oda örgütlülüğünün ana damarlarını oluşturan temsilcilik yapısının daha aktif ve verimli çalışabilmesi için gerekli adımlar atılacak, toplantılar ve etkinlikler artırılacaktır.

Şubelerimiz, İl/İlçe ve İşyeri Temsilciliklerimizle, ilişkiler daha da geliştirilerek, her türlü etkinlikte tüm örgüt birimlerimizin katılımı ve katkıları sağlanacaktır.

Şube ve Temsilciliklerimizce gerçekleştirilen etkinliklere katkı ve katılım sağlanacak ve Şube Yönetim Kurulları ile ortak Yönetim Kurulu toplantıları düzenlenecektir.

Tüzüğümüzün 64. maddesi gereği yılda en az bir kez yapılması zorunlu olan Danışma Kurulu toplantılarının yapılmasına devam edilecek ve alınan eğilim kararları değerlendirilerek Oda politikaları geliştirilecektir.

Mesleki faaliyet denetimlerinin şube ve temsilcilik düzeyinde etkin yapılması ve Odanın ve birimlerinin işlevlerinin ve devamlılığının sağlanması bakımından bu görevlerin layıkıyla yerine getirilmesi için etkili çalışabilecek MFD görevlilerinin atanması hususunda gerekli adımlar atılacaktır.

4.2.3. TMMOB, İKK ve Diğer Odalar

TMMOB ve bileşeni diğer Odalarla yürütülen ilişkilerin geliştirilmesine önem verilecek, TMMOB Çalışma Grupları, sempozyum ve kongreler ile diğer komisyon çalışmalarında aktif görevler üstlenilecek, İKK çalışmalarına daha aktif destek sağlanacaktır.

4.3. HKMO Komisyon Çalışmaları

4.3.1.   Sürekli Teknik ve Bilimsel Komisyonlar

40. Dönemde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul‘da kabul edilerek yürürlüğe giren HKMO Sürekli Teknik Bilimsel Komisyonları Yönetmeliği çerçevesinde dört yıllık olarak komisyon başkanı ve üyelerle komisyonların oluşturulması en son 44. Dönemde yapılmıştır. 45. Dönemde ise kalan iki yıllık görev süresi boyunca STBK`ların Odamıza sunacakları çalışma programları doğrultusunda yapılması öngörülen çalışmalar ile panel, sempozyum, konferans ve benzeri diğer etkinliklerin gerçekleştirilmesi sağlanacaktır. 

STBK‘ların yaptıkları ve yapacakları bilimsel ve teknik çalışmalar sonucu oluşturulan görüş, öneri ve raporlardan mesleki alanda Oda görüşlerinin oluşturulmasında katkı ve destek azami ölçüde alınmaktadır ve alınmaya devam edilecektir.

4.3.2.   TUJJB- Türkiye Ulusal Jeodezi ve Jeofizik Birliği

Bu kapsamda, özellikle Harita Genel Komutanlığı yürütücülüğünde oluşturulan, Türkiye Ulusal Jeodezi Komisyonu (TUJK) bünyesinde, geçmiş dönemlerde süregelen çalışmalara devam edilecektir. TUJK çalıştaylarında 44. Dönemde olduğu gibi Şubelerimizin aktif görev almaları sağlanacak, çalıştaylara katkı ve destek verilecektir. 

4.3.3. BHİKPK - Bakanlıklar Arası Harita İşleri Koordinasyon ve Planlama Kurulu

Odamızın üyesi olduğu ve çalışmalarına katkı verdiği, ülkemiz ve mesleğimiz için önemli bir yeri olan ve kurumlar arası birlikte çalışabilirliği hedefleyen bir yapı olan BHKPK bünyesinde çalışmalara devam edilecek, kurul altında işletilen bilimsel araştırmalar ve koordinasyon komisyonu, planlama komisyonu ve yönetmelik komisyonu içerisinde aktif bir şekilde çalışmalara bu dönem de devam edilecektir.

4.3.4.   Öğrenci Komisyonları

HKMO Öğrenci Kolu Yönetmeliği 40. Dönemde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul‘da kabul edilerek yayımlanmıştır. Odamızın ve mesleğimizin geleceğinin bu kaynaktan besleneceği bilinciyle bu dönem öğrenci komisyon çalışmaları daha etkin hale getirilecek, öğrenci üyelere yönelik etkinliklerin artırılması ve öğrenci örgütlülüğünün güçlendirilmesi için gerekli çalışmalar yapılacaktır.

4.3.5.   Birim Fiyat Komisyonu

Odamız tarafından Şubeler ve Temsilciliklerden gelen görüşler değerlendirilerek, her yıl Ocak ve Temmuz aylarından itibaren geçerli olacak şekilde Mühendislik Hizmetleri Ücret Cetveli ve Yöresel Katsayılar Listeleri yayınlanmaktadır. Yayınlanan Mühendislik Hizmetleri Ücret Cetvelindeki işlem kalemlerine ilişkin iş bedellerinin hesaplanmasında yorum farklılıklarının giderilmesi için oluşturulan hesaplama modüllerinin güncelliği sağlanmıştır. Bu hesaplama modülleri, Odamız üyeleri tarafından erişilen HKMOBİS Üye Ara yüzü üzerinde HESAPLAMA ARAÇLARI menüsünde yer almaktadır. Ayrıca Odamız Mühendislik Hizmetleri Ücret Cetvelinde yer alan iş kalemlerine dair örnek hesaplamaların yer aldığı, Birim Fiyat Kitapçığı çalışmamız Odamız web sayfasında yayınlanmıştır.

Oluşturulan birim fiyatların güncellenmesi, yeni meslek alanlarımıza yönelik birim fiyatların oluşturulması ve HKMOBİS üzerindeki modülün güncellenmesi çalışmalarına bu dönem de devam edilecektir.

Birim fiyatlar sadeleştirilip daha anlaşılır ve kullanımı kolay hale getirilecektir.

4.3.6.   Özel Sektör Çalışma Grubu

Özel sektör sorunlarına yönelik toplantıların İl/İlçe Temsilciliklerimizden başlayarak Şubelerimizde gerçekleştirilmesi, bu toplantılara bölgesel olarak katılım sağlanması, tespit ve önerilerin oluşturulması ve sonucunda geniş katılımlı bir özel sektör sorunları sempozyumunun yaşama geçirilmesi için çalışmalar sürdürülecektir.

4.3.7.   Özlük Hakları Komisyonu

Kamu ve özel sektörde ücretli çalışan üyelerimizin nerede ve nasıl çalıştıkları, özlük hakları, ücret farklılıkları, tayin, atama ve yükselmelerine yönelik olarak bilgilerin araştırılmasına yönelik çalışma grupları oluşturulacak; olumsuzluklar incelenecek, geliştirilen öneriler ve rapor kamuoyu ile paylaşılacak, TMMOB ve ilgili mercilere iletilecek ve sonuçları izlenecektir.

4.3.8.   Genç Harita Mühendisleri Komisyonu

Genç Harita Mühendisleri Komisyonu, genç meslektaşlarımızın mesleki sorunlarına çözüm arayışında olmanın yanı sıra teknik, kültürel, bilimsel ve sosyal alanlarda da dayanışmayı ve birlikteliği ortaya koymayı hedeflemektedir. Komisyon, meslektaşlarımız arasında birikimleri ve paylaşımı artırmak, bir rekabet ortamı yaratmak yerine birlikte yol almak ve üretmek amacıyla bu mesleğe yeni adım atmış olan genç harita mühendislerinden oluşmaktadır.

Harita Kadastro Mühendisleri Odası (HKMO) Genç Harita Mühendisleri Komisyonu olarak 44. Dönem çalışmaları çerçevesinde eğitimlere, sosyal ve kültürel aktivitelere ve genç meslektaşlarımızın iş yaşamında karşılaştıkları sorunların çözümüne yönelik olarak çalışmalar yürütecektir.

Bu yaklaşımla; eğitim programı çerçevesinde teknik eğitimlere ağırlık verilmesi planlanmaktadır. Sosyal ve kültürel çalışmalar, teknik gezilerin düzenlenmesi, sanatsal aktivitelere aktif katılımın sağlanması ve genç meslektaşlarımızı bir araya getirecek toplantıların düzenlenmesi şeklinde oluşmaktadır. Genç meslektaşlarımızın iş yaşamındaki sorunlarını çözmeye yönelik olarak oluşturulacak çalışma grupları ile özlük hakları ve en az ücret konularında emeğiyle geçinen genç harita mühendislerinin daha rahat koşullarda iş üretmesi için çalışmalar yapılacaktır. Tüm bu çalışmalar şubelerde örgütlenip nihayetinde bir Ücretli Çalışan ve İşsiz Mühendisler Sempozyumu Düzenlenecektir.

4.3.9. Mesleki Standartlar ile İlgili Yasal Düzenlemelerin İncelenmesi Komisyonu

TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası üyelerine yönelik meslek içi eğitimler ile belgelendirme faaliyetlerini 17/02/2007 tarih ve 26437 sayılı T.C. Resmi Gazete`de yayımlanan "Meslek İçi Eğitim ve Belgelendirme Yönetmeliği" kapsamında yürütmektedir. 

Odamızca yürütülen belgelendirme faaliyetlerinin kalite güvence sistemi çerçevesinde değerlendirilmesi ve meslek içi eğitimler sonrası verilen belgelerin Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından TS EN ISO/IEC 17024 standardında akredite edilmiş ulusal ve uluslararası geçerliliğe sahip belge olabilmesi için TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Personel Belgelendirme Kuruluşu (PBK)`nun kurulması konusunda gerekli araştırmalar ve bu konudaki yasal, bilimsel ve fiziksel gereklilikler belirlenecektir. Mesleğimizle doğrudan ilgili olup başka kuruluşlarca ortaya atılan yeterlilikler ve belgelendirme süreçleri incelenerek meslek, üye ve kamu çıkarları doğrultusunda bunlara müdahale edilmesi için Oda politikaları oluşturulacaktır.

Kurulması olası bu bağımsız birim (PBK) için fizibilite yapma, gerekli başvuruları yapma, birimin yöneticilerini belirleme, bütçesini oluşturma, HKMO Meslek İçi Sürekli Eğitim Merkezinin (MİSEM) bu yapıya uygun hale getirilmesi çalışmalarını yürütme, verilecek eğitimlerin ve belgelendirmelerin ücretlendirilme politikasını belirleme ve yukarıda belirtilen tüm süreçlerle ilgili Oda politikaları geliştirme çalışmaları yapılacaktır.

4.4. Meslek İçi Eğitim Çalışmaları

Meslek İçi Sürekli Eğitim Merkezi daha aktif hale getirilecek ve MİSEM yönetmeliği güncellenecektir.

Eğitimlerden daha çok üyenin faydalanabilmesi için MİSEM`de gerekli elektronik altyapı kurularak eğitimlerin uzaktaki üyelere sesli ve görüntülü olarak taşınması ve interaktif olarak üyenin eğitime katılabilmesi sağlanacaktır.

Meslek alanımızla ilgili ve Genel Merkezimizce organize edilmesinde yarar görülen tüm eğitim etkinlikleri ilgili komisyonların belirleyeceği eğitim programları çerçevesinde ya da meslektaşlarımızı etkileyen/etkileyecek olan yeni mevzuat değişiklikleri kapsamında düzenlenecektir. 

Şubelerce ve merkeze bağlı temsilciliklerce düzenlenecek eğitim programlarına katkı ve destek sağlanacaktır.

Türkiye`deki tüm Harita/Geomatik Mühendisliği bölüm başkanlarının bir araya getirilerek toplantılar yapılması, mesleğin, meslektaşların ve ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda müfredata yönelik iyileştirme çalışmalarının organize edilmesi sağlanacaktır.

Yapılması düşünülen eğitim çalışmalarından bazıları;

- Meslek İçi Zorunlu eğitimler,

- CAD ve CBS yazılımları eğitimi,

- Mesleki mevzuat, yasalar ve mesleki haklarımıza yönelik eğitimler,

- Kamulaştırma Bilirkişiliği eğitimi,

- Taşınmaz Değerleme Uzmanlığı eğitimi,

- Teknik Uygulama Sorumluluğu (TUS) eğitimi,

- Yeni mezunlara yönelik Meslek Etiği ve Örgütlülük eğitimi,

- Coğrafi /Kent Bilgi Sistemleri (CBS) eğitimi,

- 45‘inci Dönemde Oda organlarında görev alanlara yönelik eğitim çalışmaları,

- Personele yönelik eğitim çalışmaları,

- Mesleki bilimsel ve teknik konulara yönelik diğer eğitimler,

- Açık kaynak kodlu yazılımların yaygınlaştırılmasına yönelik eğitimler,

- Kartografik ürünlerin kalitesini artırmak üzere eğitimler,       

- Aplikasyon projesi/uygulaması, Fenni Mesuliyet ve cins değişikliği, arsa ve arazi düzenlemesi, kentsel dönüşüm, arazi toplulaştırması konularında eğitimler,

- Özellikle yeni oluşturulan Büyükşehir Belediyeleri ve İl Özel İdareleri devam eden diğer belediyelerle imar uygulamaları (parselasyon planları, yapı ruhsatına esas projeler/uygulama/fenni mesuliyet kullanma izni/kat irtifakı/kat mülkiyeti) konularında ortak eğitim programları yapma, bu eğitimlere diğer meslek disiplinlerinin de katılımı için ortak bir çalışma gerçekleştirme,

şeklindedir.

4.5.  Ulusal Düzeyde Çalıştay, Sempozyum, Kongre ve Diğer Toplantılar

Türkiye Harita Bilimsel ve Teknik Kurultayı,

TMMOB Coğrafi Bilgi Sistemleri Kongresi,

Yaz Eğitim Kampı,

Genç Haritacılar Günleri,

FIG-2018 Kongresi Ulusal Danışma Kurulu; Özel Sektör Komitesi; Genç Haritacılar Komitesi; Yerel Düzenleme Kurulu; Bilimsel Program Komisyonu toplantıları,

Sürekli Teknik ve Bilimsel Komisyonlarımızca düzenlenen Çalıştaylar,

Mühendislik Ölçmeleri Sempozyumu,

Arazi Yönetiminde Taşınmaz Değerleme ve Kadastro Sempozyumu,

Özel Sektör Sorunları Sempozyumu,

CBS Günü etkinlikleri,

HKMO Danışma Kurulu toplantıları,

Tapu Planları Tüzüğü, TUS ve Kentsel Dönüşüm (Yenileme) panelleri,

LİHKAB hakkında bilgilendirme/değerlendirme toplantıları,

Şube Yönetim Kurulları ile yapılacak ortak Yönetim Kurulu toplantıları,

Üniversitelerde FIG 2018 İstanbul kongresi tanıtım ve bilgilendirme toplantıları,

Diğer Kongre-Sempozyum etkinlikleri,

FIG ile ortaklaşa düzenlenecek sempozyumlar

yapılması planlanmaktadır.

4.6.  Süreli Yayınlar ve Görsel Medya Çalışmaları

Üyelerimizle iletişiminin en önemli aracı olan yayınlarımız üzerinde geliştirmeler yapılarak Oda çalışmalarının ve yayın içeriklerinin daha fazla kişiye ulaşması için çalışmalara devam edilecek ve çağın gereksinimlerine uygun geliştirmeler yapılacaktır. 

Jeodezi ve Jeoinformasyon dergisinin daha sıklıkla yayımlanabilmesi, makale başvurusu taleplerinin artırılması ve uluslararası yayın indeksinde üst sıralara çıkması için gereken çalışmalar yapılacaktır.

HKMO Bülteni yeni bir yüze ve konsepte kavuşturulacak, daha okunabilir ve zengin içeriklerin yer aldığı ve üyelerimizin elinden düşürmediği bir yayın haline getirilecektir.

HKMO Web sayfası üzerinde köklü değişiklere gidilecek, yeni bir yüze ve tasarıma sahip olması sağlanacak, içeriği zenginleştirilip Odamız ve mesleğimizle ilgili bilgilere daha kolay erişilmesi sağlanacak ve daha çok ziyaret edilen bir yapıya getirilecektir.

Sosyal medya üzerinde etkinliğimiz artırılacak, Odamıza ait sosyal medya hesapları ile Odamız, çalışmalarımız ve mesleğimizle ilgili gelişmeler daha fazla kişiye ulaştırılacaktır.

Yayın çalışmalarından başlıcaları aşağıda sıralanmıştır.

Harita Bülteni, 

Jeodezi ve Jeoinformasyon Dergisi (Hakemli Dergi),

HKMO Web Sayfası,

Eğitim Çalışmaları ve Sürekli Yayınlar kapsamında hazırlanacak diğer mesleki yayınlar.

4.7. Harita Kadastro Tapu Müzesi Çalışmaları

Odamız ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arasında 40. Dönemde imzalanan "Harita Kadastro Tapu Müzesi İşbirliği Protokolü" çerçevesinde Tapu ve Kadastro İstanbul Bölge Müdürlüğü‘nün Sultanahmet‘te bulunan hizmet binasının giriş katında (sonraki çalışmalarla binanın tamamında) Harita Kadastro Tapu Müzesi kurulması çalışmaları hızlandırılacaktır. Harita Kadastro Tapu Müzesi için hazırlanmakta olan projeler tamamlanarak, kurum ve kuruluşlar düzeyinde çalışmalara devam edilecektir.

4.8. Birlikte Çalışabilirlik, Kurum ve Kuruluşlarla İlişkiler

Mesleğimizi, meslektaşlarımızın haklarını, kamu yararını ve toplumsal dayanışmayı etkileyen düzenlemeler çerçevesinde bütün kurum ve kuruluşlarla gerekli ilişkiler geliştirilerek birlikte çalışabilirlik anlayışı üzerinde sürdürdüğümüz çalışmalar bu dönemde de devam edecektir. 

Bu kuruluşların başlıcaları;

TBMM, 

Bakanlıklar- Kamu Kurum ve Kuruluşları, 

Yerel Yönetimler, 

Üniversiteler, 

HGK,

Sendikalar,

Meslek Odaları, 

Türkiye/Avrupa/Dünya Sosyal Formu, 

Sivil Toplum Kuruluşları 

şeklindedir.

4.9. Uluslararası Düzeyde Yapılması/Sürdürülmesi Hedeflenen Çalışmalar

Bilindiği üzere odamız FIG2018 kongresinin ev sahipliğini yapacaktır. Bu bağlamda kurulmuş olan FIG kongre direktörlüğü ve kongre ulusal danışma kurulu bu dönemde çalışmalarına hız vererek devam edecektir. 

FIG Çalışma Haftaları ve Kongrelerine katılım,

FIG Genç Haritacıları (Young Surveyors) toplantılarına katılım,

CLGE Kongre ve Çalıştaylarına katılım,

ICA toplantılarına katılım

UMG-Akdeniz Haritacıları Birliği Toplantılarına katılım ve bu dönem üye olunması 

Diğer uluslararası sempozyum, kongre ve toplantılara katılım.

Ayrıca; savaşa, sömürüye, her türlü insan onurunu kırıcı girişimlere karşı barışı, özgürlüğü, bağımsızlığı, dostluğu ve kardeşliği savunanların buluştukları Avrupa Sosyal Forumu ve Dünya Sosyal Forumu ile ilişkilerin geliştirilmesine önem verilecektir.

4.9.1 Uluslararası Haritacılar Federasyonu (FIG)

FIG (Uluslararası Haritacılar Federasyonu – International Federation of Surveyors, www.fig.net) haritacılık alanındaki tüm alanlar ile uygulamalarının gelişimi için, uluslararası sivil toplum örgütü niteliğinde, uluslararası mesleki işbirliğini sağlamak amacı ile kurulmuş mesleki bir federasyondur. FIG, Birleşmiş Milletlerce desteklenen bir sivil toplum örgütüdür.

FIG bünyesinde her yıl bir Çalışma Haftası (WW) ve her dört yılda birde Kongre düzenlenmektedir. FIG`in amiral gemileri dört yılda bir düzenlenen kongreleridir. FIG Genel Kurul ve Kongreleri; mesleki konularda akademisyen, uygulamacı ve kamu personelini yan yana getiren, bir tanışma ve yakınlaşma fırsatı sağlayan, dünya genelinde yürütülen pek çok projenin sunulduğu, tartışıldığı, bilginin paylaşıldığı ortamlardır. FIG Kongrelerine yaklaşık 2.000 – 2.500 delege katılmakta olup, yerel delegelerle bu sayı yükselmektedir. Kongreler kapsamında bir teknoloji sergisi açılmakta ve bu sergiye yaklaşık 60-70 teknoloji firması firma katılmaktadır.

FIG2018 İstanbul projesinin gerekçeleri;

Üniversitelerde açılan bölüm sayılarının artması ve bu nedenle artan işgücü potansiyeli,

Ülkemizde bilimsel araştırma projeleri ve makale sayılarında artış,

Kamu kurum ve kuruluşlarında önemli projelerin oluşturulması ve yürütülmesi,

Bilim adamları arasında bilgi değişiminin sağlanması, uygulamaların geliştirilmesi isteği,

Özel sektörün yapılanması, yeni bir anlayışın oluşması,

Sektörümüzün ve ülkemizin dünya kamuoyuna tanıtılması, dış pazarlara açılma arzusu,

Kongre kapsamında ülkemize gelen meslektaşlarımızla gönüllü destekçilerimizin oluşumunun sağlanmasıdır.

HKMO`nun bu konuda yapacağı en önemli çalışmaların başında ev sahibi olduğu FIG2018 kongresini İstanbul`da gerçekleştirmektir. Bu dönem hazırlık çalışmalarını hızlandırarak tamamlayıp gerekli alt yapıyı kuracaktır.

Önümüzdeki dönem; FIG2018 kapsamında düzenleyeceğimiz Türkçe Konuşan Ülkeler Mülkiyet Çalıştayı kapsamında özellikle Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Azerbaycan ile görüşmeler yapılması ve hatta ziyaretler kapsamında yüzyüze toplantılar gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.

4.9.2. Avrupa Konseyi Haritacılar Birliği (CLGE)

CLGE (The Comité de Liaison des Géomètres Européens), 1962 yılında FIG bünyesinde kurulmuş olup, 1972 yılında mevcut ismini almış ve yaklaşık 53 yıllık geçmişi olan bir sivil toplum örgütüdür. CLGE; özel ve kamu sektörlerinde faaliyet gösteren haritacılık meslek profesyonellerinin özellikle AB nezdinde temsili ve çıkarlarının korunması amaçlı kurulmuş bir mesleki organizasyondur. CLGE`nin ilgi alanı Avrupa bölgesindeki ülkeler olup, başlıca hedefleri aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

Avrupa`daki haritacılar için daimi bir forum oluşturulması,

Avrupa`daki mesleki uygulamalarda ortaklık ve işbirliği ortamı yaratılması,

Ulusal ve uluslararası platformlarda meslek profesyonelleri arasında bilgi ve uzmanlık değişimi,

Üye ülke, kurum ve kuruluşları ile Avrupa Birliğine danışmanlık hizmeti verilmesi,

Üye ülkeler içerisinde profesyonel niteliklerin ve standartların artırılması ve idamesi,

AB nezdinde mesleki temsilin sağlanması,

Avrupa ve dünya ölçeğindeki diğer ilgili organizasyonlara katılımın sağlanmasıdır.

CLGE`ye Avrupa`dan 37 ülke üyedir. 

CLGE`nin Avrupa Komisyonu ile görüşmeleri sağlamak amacıyla Brüksel`de irtibat ofisi ve irtibat görevlisi bulunmaktadır. Bu suretle mesleğimizle ilgili konular Avrupa Komisyonlarına aktarılabilmekte ve mesleğimizle ilgili konular gerektiğinde savunulabilmektedir.

CLGE 2016 yılı Yönetim Kurulu toplantısını 22 Ocak 2016 tarihinde İstanbul`da yapmıştır. Talepleri üzerine Odamız ile ortak bir toplantı düzenlenmiştir. Odamız 2016 yılı içerisinde CLGE`ye üyelik başvurusunda bulunmuş ve 17-19 Mart 2016 tarihlerinde Tiran (Arnavutluk)`ta gerçekleştirilmiş olan Genel Kurul`da yapılan oylamada HKMO oy birliğiyle CLGE üyeliğine kabul edilmiştir.

CLGE 2019 yılı sempozyumu ve Genel Kurulu ülkemizde gerçekleştirilecektir.

4.10. Sosyal ve Kültürel Etkinlik Çalışmaları

Şubelerimizce düzenlenmekte olan Meslekte 30. Yıl Hizmet Plaket Töreni etkinliklerine ve "Geleneksel Yemek" etkinliklerine katılım ve destek sağlanacaktır. 

Odamız tarafından düzenlenen 50. Yıl Hizmet Plaketi verilmesi etkinlikleri daha aktif hale getirilerek sürdürülecektir. 

Şubelerimizin üyelerimiz için düzenlediği kahvaltı buluşmaları, tiyatro, sinema, turnuva gibi etkinliklere katılım sağlanmasına özen gösterilecektir.

4.11. Ferdi Kaza Sigortası Poliçesi

41. Dönemde başlatılan ve üyelerimize ücretsiz olarak düzenlenen Ferdi Kaza Sigortası Poliçesi bu dönemde üyelerimiz adına giderleri Oda tarafından karşılanmak üzere düzenlenecektir. Bu yaklaşımın örgütlülük bilincini güçlendireceği aşikârdır.

4.12. Meslek Alanlarımızdaki Uygulamalar İle İlgili Çalışmalar

Mesleki yeterlilik kurumunun mesleğimize yönelik uygulamalarının incelenmesi,

Meslek içi sürekli eğitim merkezinin yönetmeliğinin güncellenmesi ve daha aktif bir yapıya getirilmesi,

Çalışma alanlarımıza yönelik mesleki standartların ve akreditasyon süreçlerinin araştırılması, geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi,

Ulusal bir Kartografya Birliğinin kurulması çalışmaları,

Harita üretim yönetmeliği/yönergeleri hakkındaki çalışmalar,

CBS/ Kent Bilgi Sistemleri, Kentsel Dönüşüm konularında Büyükşehir Belediyeleri ve Belediyeler ve İl Özel İdareleriyle ortak etkinlikler düzenlenmesi yönünde yazışmalar yapılacak, yazışmalar öncesi ilgili idarelerin ziyaret edilip bilgilendirilmesi sağlanacaktır.

Başta Kent Bilgi Sistemleri faaliyetlerini kapsayacak şekilde birim fiyat analizi hazırlanacaktır.

Yapı aplikasyon projesi yapımı ve uygulaması, fenni mesuliyet üstlenilmesi, yapı ruhsatı ve yapı kullanım izni ile cins değişikliği konularında yaşanan sorunlara yönelik üyelerimiz için yol haritası belirlenmesi, bu alanda yaşanabilecek sorunlarla ilgili bir el kitabı hazırlanması,

Yasal süreçlerde ve mühendislik projelerinde mesleğimizin daha fazla söz sahibi olması ve saygınlığının arttırılması çalışmaları yapılacaktır.

4.13. Mesleğimizin Tanıtılması

Harita Mühendisliğinin kapsamı, yaptığı işler, dünyadaki yeri ve gerekliliği, Türkiye`de ve dünyada en önemli projelerde haritacılığın önemi gibi konulara değinerek ve mesleğimizin öne çıktığı konulara vurgu yapılarak harita mühendisliğinin genç kuşaklara tanıtılması, üniversite ve bölüm tercihi yapacak bireylerde mesleğimize olan farkındalığın artırılması ve çıtanın yükseltilmesi ve mesleğimizin prestijinin toplum nezdinde artırılması için etkin çalışmalar yapılacaktır. 

Bunlar,

Mesleğimizi tanıtan etkili bir kısa film hazırlanması,

Çeşitli tanıtım toplantılarının düzenlenmesi,

Çeşitli yazılı ve görsel içeriklerin oluşturulup sosyal medya üzerinden geniş kitlelere ulaştırılması

şeklinde olacaktır.

İlk aşamada mesleği tanıtan bir broşür hazırlanması ve broşürün belirlenecek liselere gönderilmesi ve gerektiğinde sınav dönemi öncesi belli başlı liselerde konferanslar verilmesi ve bu yolla daha nitelikli öğrencilerin bölümlerimizi tercih etmelerinin sağlanması planlanmaktadır.

5. BASINLA İLİŞKİLER

Bilindiği gibi çağımıza, dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu baş döndürücü ekonomik / sosyal değişim nedeniyle bilgi çağının beraberinde iletişim çağı da denmektedir. Teknolojideki gelişmeler, muhtelif iletişim araçlarıyla birlikte büyük bir bilgi bombardımanına olanak sağlasa da, halktan-emekten-insandan yana oluşturulan bilgilerin basın aracılığı ile geniş kitlelere yayılması kolay değildir.  Sermaye her alanda olduğu gibi basını da büyük ölçüde ele geçirmiş ve kendi sömürü düzenini sarsacak herhangi bilginin basın aracılığı ile paylaşılmasına asla olanak tanımamaktadır. Büyük sermaye grupları, bu alanı kontrol etmekte, yönlendirmekte ve yönetmektedir.  Bu bağlamda meslek alanlarımızdan hareketle oluşturduğumuz bilgi, bulgu ve belgelerimizi halkı doğru bilgilendirmek amacıyla tüm iletişim araçlarından yararlanarak yaymak Odamızın asla vazgeçemeyeceği görevlerindendir. Bu bilinçle, HKMO 45. Dönem Yönetim Kurulu olarak, kamuoyunu mesleğimiz ve Odamız açısından doğru bilgilendirmek ve alanlarımızla ilgili doğru ve sağlıklı bilgiye kolayca ulaşılabilmesini sağlamak için basın yayın organlarıyla kuracağımız düzenli ve doğru ilişkinin, mesleğimize ve Odamız çalışmalarına daha çok katkı sağlayacağına inanıyoruz. 

 

Dosyalar

45.DÖNEM ÇALIŞMA PROGRAMI (187 KB)

PDF uzantılı Makale dosyalarını veya diğer Ek Dosyaları okuyabilmeniz için
Acrobat® Reader®'ın bilgisayarınızda yüklü olması gerekmektedir.
Acrobat® Reader® yüklemek için


 

e-HİZMETLER:
| HKMOBİS | WEBMAIL |

© 2004-2017 Tüm hakları TMMOB HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI aittir.
Sitede yer alan görsel ve metin öğeler izinsiz kullanılamaz.

TMMOB HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI
SÜMER 1. SOKAK NO: 12/4 06440 KIZILAY / ANKARA
TEL: +90 312 232 5777 (PBX) - FAKS: +90 312 230 85 74 - GSM: 0533 762 28 13

 


 
Key İnternet Hizmetleri Ltd. Şti.