ANA SAYFA

Ana Sayfa 

İLETİŞİM

İletişim 

BAĞLANTILAR

Bağlantılar 

SİTE HARİTASI

Site Haritası 

SIKÇA SORULAN SORULAR

Sıkça Sorulan Sorular 

  TMMOB  FIG  CLGE
ENGLISH HKMOBİS ÜYE HKMOBİS

  27 Temmuz 2017, Perşembe

TMMOB HARİTA KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI

Site İçi Arama:

Loading
FİG 2018

 

  

7. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI

01.03.1999 - 05.03.1999 (BİLKENT HOTEL - SAKARYA SALONU - ANKARA)

Haberler

Kayıt Yok

 

Sonuç Bildirgesi

Odamız tarafından 1987 yılından bu yana her iki yılda bir düzenlenmekte olan Harita Kurultaylarının Yedincisi, bu yıl 1-5 Mart 1999 tarihleri arasında Ankara‘da, Bilkent Oteli Sakarya Salonu‘nda yapılmış ve toplam beş gün sürmüştür.

1 Mart 1999 günü yapılan ve Başkanlığını S. Gökşin SEYLAM‘m yaptığı Kurultayımızın Açılış Oturumu‘na, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü‘nden sorumlu Devlet Bakanı Aydın TÜMEN‘in yanı sıra pekçok kamu kurumunun genel müdürü ve üst düzey yöneticileri, başta TMMOB olmak üzere diğer sivil toplum örgütlerinin üyeleri, basın mensupları, akademisyenler ve üyelerimiz katılmışlardır.

Katılımın önceki kurultaya göre daha fazla olduğu gözlenen kurultayda, teknik konulardan çok mesleğimizin sorunları ve bir sivil toplum kuruluşu olarak odamızın sorunları tartışılmış ve bu amaçla, kurultayın ilk üç günü çağrılı bildirilere ve panellere ayrılmıştır. Son iki günü ise mesleğimizdeki gelişmeleri yansıtan ve çeşitli mesleki araştırma ve uygulamaları içeren teknik bildirilere ayrılmıştır.

Kurultay için gelen bildirilerin değerlendirilmesi, önceki kurultayların ve yürütme kurullarının başkanlarından oluşan Seçici Kurul‘ca yapılmıştır.

7. Harita Kurultayı‘na katılanlara, kurultayı destekleyen ve katkıda bulunan Kamu Kurum ve Kuruluşlarına, sponsorluk yapan ve/veya, sergiye katılan firmalara, bildiri gönderen meslekdaşlarımıza, Seçici Kurul ve Yürütme Kurulu üyelerine ve 6. Harita Kurultayı 2. Kitabının hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür eder, saygılar sunarız.

HARİTA VE KADASTRO
MÜHENDİSLERİ ODASI ADINA
YÖNETİM KURULU

 

SONUÇ BİLDİRGESİ

1. GİRİŞ

Daha önceki kurultaylarda da gündeme gelen, sektörümüze ait çeşitli görüşler oluşturulan gelişmeler ve sorunlar, bu Kurultayda değişik bir boyutla ele alınmaya çalışılmıştır.

Kurultayın ana konularından biri olan "yenidenyapılanma" çalışmalarda baz alınarak, düzenlenen oturumların ilk üç günü çağrılı bildirilerden oluşturulmuştur.

Önceki kurultayların sonuç bildirgelerinden sonra, meslektaşlarımız tarafından sürekli eleştiri konusu olan, "sektörümüzün kendini tanıtması, aile içi sorunların yanı sıra, kendimizi de dışarı doğru yöneltmemiz", kapsamlı şekilde değerlendirilerek, mesleğimiz dışındaki bilim adamları ve uzman kişilerden bildiriler alınmıştır.

Kurultay süresince oturum ve panellere katılan kırk iki kişiden yirmi sekizi, çağrılı; oturum başkam, oturumcu ve panelist olarak yer almıştır.

Üretime dönük yatırımların planlanarak ülke yararına kullanılması açısından önemli bir işlevi olan sivil toplum kuruluşlarının, ülkemizdeki durumları irdelenerek, yaşanan sorunların çözümüne ilişkin tartışmalar yapılmıştır.

Kamu yararına yönelik çalışmalarımızın kamuoyu tarafından bilinmesi ve yönetimlerin bu konuda destek vermesi amaçlanarak, kurultayın devam ettiği beş gün boyunca basınla ilişkiler, profesyonel bir firma yardımıyla sağlanmaya çalışılmıştır. Kurultayın kendisini finanse etmesi açısından zorunlu olan delegeler dışındaki meslektaşlarımızın, öğrencilerin ve diğer meslek gruplarının kurultayı ücretsiz izlemesi sağlanarak, katılımın geniş bir kitleye yayılması amaçlanmıştır.

2. 7. HARİTA KURULTAYI‘NIN ANA EKSENLERİ

2.1. SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI, MEDYA VE DEMOKRASİDEKİ İŞLEVLERİ

Sivil toplum kuruluşları, toplumumuzda özlemi çekilen toplumsal barışın kaynağı ve demokrasinin vazgeçilmez öğesidirler. 1982 Anayasasından sonra yapılan düzenlemelerle, sivil toplum kuruluşlarının önemli kesimlerinden biri olan meslek odalarına, kamu kesiminde görev yapanların üye olma zorunluluğunun kaldırılması nedeniyle, bu barış kaynağının gücü azalmıştır. Demokrasinin öz suyu olarak da ifade edilen bu kuruluşların tam bağımsız olmaları gerekirken, bir vesayet altında oldukları, böylece özerkliklerinin bile tartışılır duruma gelmesi düşündürücü olmaktadır.

Sivil toplum kuruluşlarında ve özellikle meslek odalarında, çalışmanın eski heyecanı bulunmadığı gibi günümüzde kariyer görevler olarak da kabul edilmemektedir. Genel kanı, kamuya hizmet edenlerin meslek örgütlerinin değil, sermaye örgütlerinin olduğu yönündedir. Sivil toplum örgütlerinin başarısız olma nedenlerinden biri de "negatiften sıfıra gelmelerini" başarı olarak görmelerinden kaynaklandığı görüşü ağırlık kazanmaktadır.

Meslek odalarının kendilerinden beklenilen çalışmaları yapabilmesi ve demokrasi içindeki rolünü üstlenebilmesi için kamuoyu oluşturmalı, yönetimsel ve yasal anlamda gerekli girişimlerde bulunulmalıdır.

Çağımızda tüketim arzularını ve üretimi şekillendiren, bu konuda nerede ise bir silah haline gelen medyada günümüzde "editörlerin özgürlüğünden " söz edilememektedir. Sivil toplum örgütlerinin üyeleri ve kamuoyu ile devlet arasında köprü vazifesinin görülmesinde, bir kısım medyanın yeterli duyarlılığı göstermediği açıktır. Bilgi edinme hakkına aracı olması gereken medya, tam tersine buna engel olmakta ve ilgisiz kalmaktadır.

Toplumun örgütlü olmamasının en kötü yanı, belleğinin olmamasıdır. Örgütlü toplumların ve meslek odalarının kayıt tutması nedeniyle belleği vardır. Ancak arşivlenmiş bu belleğin, medyanın kullanımına hiç bir şekilde girmediği de gözlemlenmektedir.

Bilgi, çağdaş insanın kullanabileceği en önemli enstrümandır. Bilgi ve teknoloji insanın bulunduğu her yere ulaşmak zorundadır. Ancak küreselleşen, globalleşen, bilgi olamamaktadır. Buna karşın küreselleşen sermaye ve tekeldir. Sermaye ve tekel bilim ve teknolojinin her türünü denetim altına almakta olup, bilgi ve insanlık adına küreselleşen şeyler azımsanacak boyutta kalmaktadır.

2.2. İDARENİN YENİDEN YAPILANMASI

2.2.1. Genel Yapılanma

Yüzyıllardır, var olması gerektiği düşünülen idare yapısı, var olan idarenin statükocu ve tutucu olma durumunu koruma eğilimi taşıması nedenleriyle gerçekleştirilebilir görülememektedir.

Türk idare yapısı bu yansımadan payım olabildiğince almakta, ayrıca liyakat sistemini dikkate almayan yapısının yanı sıra mevki ve hiyerarşi saldırısına uygun olduğu görülmektedir. Kamu yönetimimizde öngörü eksikliği olduğu ve büyük ölçüde siyasallaştığı gözlenmektedir. Öte yandan eşit işe eşit ücret politikası uygulanmamakta ve sosyal güvenceler arasındaki farklar da giderilmemektedir. Ayrıca ülkemizde kamu kesiminde personel kullanılmasında yanlış politikalar izlenmekte ve insan kaynağı çok kötü kullanılmakta olup idare, toplum ve bireyin gerisinde kalmaktadır.

Küreselleşmenin hızla devam ettiği ve ekonomik anlamda sınırların kalktığı bir dünyada, insanoğlu artık yeni bir çağa girmeye hazırlanmaktadır. Bilgi çağı olarak adlandırılacak 21.yüzyıla girmeye bir yıl gibi kısa bir süre kaldığı,bilgi ve iletişim teknolojisindeki baş döndürücü hızlı gelişme dikkate alındığında, ülkemizin çağdaş dünya ile arasında olan açığını kapatması yaşamsal önem taşımaktadır.

Türkiye, hem bugüne kadar birikmiş ve ancak yapısal çözümlere kavuşturulamamış sorunlardan kurtulmak, hem de dünya ile bütünleşmede gelişmiş teknolojiyi ve çağdaş yönetim tekniklerini birlikte sağlamak zorundadır.

Yeni idari yapılanmada "her şeyin devlet için değil insan için olması gerektiğinin" yanı sıra, devletin büyüklüğü veya küçüklüğünden çok, kendine verilen rol ile kapasitesinin uygun olması gerektiği kurultayda altı çizilerek vurgulanmıştır.

2.2.2. Sektör Bazında Yapılanma

Kadastro bilgi sisteminin bir an önce yerleşmesi ve kullanılması açısından, yeniden yapılanma sürecine girilmelidir. Uluslararası Ölçmeciler Federasyonu‘nun (FIG) öngördüğü "2014 Projesi" olarak ifade edilen, kadastro çalışmalarının tek bir çatı altında toplanması projesine ilişkin çalışmalara şimdiden başlanmalıdır.

Ülkemizde bulunan yaklaşık 3200 Belediye, serbest çalışan üyelerimizin büyük bölümünün iş ve uğraş alanıdır. Belediyelerde sektörümüzle ilgili idari yapılanma yeniden ele alınmalı ve geliştirilmelidir.

Öte yandan bir paket bütünlüğüyle, anahtar teslimi mantığıyla yapılan büyük proje hizmetlerinin içinde maddi anlamda küçümsenmeyecek oranda yer eden harita hizmetlerinin ayrı olarak ihale edilmesi için gerekli işlemler, ivedilikle yapılmalıdır.

2.3. KADASTRO, İMAR VE MÜLKİYET İLİŞKİLERİ

Günümüzde, ülke kadastrosunu bitirmekle birlikte, mevcut kadastronun yenilenmesi, iyileştirilmesi ve güncelleştirilmesi ağırlıklı olarak gündeme gelmektedir. Ancak günümüzde yapılan yenileme çalışmaları sadece paftaların yenilenmesi amacıyla yapılmakta olup, değişik nedenlerle beklenen amacına da ulaşmamaktadır.

Teknolojik gelişmeler göz önünde bulundurularak, çok amaçlı kadastro ve kadastro bilgi sistemine altlık oluşturacak duyarlıkta, kadastro için yeni bir yasal düzenleme yapılması, yenileme, orman, mera ve benzeri çalışmaların bu düzenleme içinde birleştirilmesi gerekmektedir

Diğer yandan, kadastro hizmetlerinin tek bir kurumda toplanması ve tek elden yürütülmesinin daha gerçekçi bir yaklaşım olduğu, ormanın sınırlarının belirlenmesine ilişkin çalışmaların genel kadastro içinde yer alması gerektiği, bu gerçekleşmediği taktirde genel kadastro ile orman kadastro çalışmalarını ayıran sınırın kesinleştirilmesi konusunda Orman Genel Müdürlüğü ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü‘ne önemli görev ve sorumluluklar düştüğü ve orman kadastro komisyonlarında mutlaka harita ve kadastro mühendislerinin yer almasının gerekliliğine dikkat çekilmiştir.

Kentsel yaşam alanlarındaki planların nasıl yapılacağından daha önemli olan, planların uygulanmasında gösterilecek duyarlılık ve yatırımcı kuruluşlar arasındaki koordinasyon olduğu vurgulanmış, bu konuda çalışmalar yapılmasının altı çizilmiştir.

Anayasada kamu mallarının tanımlanmadığı, Medeni Yasa‘da ise açık deniz, akarsu, hava ve benzeri kamunun kullanımına açık olan taşınmazların nitelenmediği, bunun uygulamada büyük boşluk yarattığı vurgulanmıştır.

Devletin, taşınmaz malları hakkında doğru, güvenilir ve sağlıklı kayıtlara sahip bulunmamaktadır. Bu nedenle de Devlete ait taşınmaz malların sayısı ve niteliği bilinmemektedir. Öte yandan Devletin üniversite kurabilmesine rağmen, vakıf üniversitelerine, arazi tahsisi ile birlikte para yardımı yapması, dikkat çekici ve düşündürücüdür.

Diğer yandan ülke topraklarının değerlerini ve maliklerini belirleyen, toprak mülkiyetinde tekelleşmeyi önleyen hiçbir yasal düzenlemede bulunmaması, bu konuda hiçbir çalışma yapılmaması büyük eksiklik olarak görülmektedir.

Günümüzde taşınmaz mal komisyonculuğu ya da yaygın adı ile "emlakçilik" bir meslek olarak yasal altlığa kavuşturulmamış olmasına rağmen, yoğun oranda uygulanan bir iş halini almıştır. Gelinen nokta, bu konuda yapılan çalışmaların yeniden ele alınmasını ve emlak müşavirliği ile emlak komisyonculuğunun ayrı ayrı düzenlenmesini gerekli kılmaktadır.

2.4. 21. YÜZYILDA TÜRKİYE‘NİN TOPLUMSAL YAPISI VE KENTLEŞME

Yerleşim yerleri açısından, nüfus bileşiminin, kentlerde yaşayan nüfusun artması yönünde değişmesi ile kent yaşamı, kent planlaması olağanüstü önem kazanmıştır. Hızlı nüfus artışının göreceli olarak oransal anlamda azaltılmasına rağmen, gelişmiş ülkelerdeki nüfus artış oranlarından fazla olması, kente olan göçün önlenemez yükselişi, kent nüfusunun bazı bölgelerde tüm beklenti projeksiyonlarının çok üstünde gerçekleşmesi, kentleri ve kentleşmeyi çözümü çok zor olan karmaşık problemler haline getirmektedir. Hızlı nüfus artışının ve olağan dışı göç etmenin kentlerde yarattığı büyük sıkıntılar, çarpık kentleşme ve gecekondulaşma, hala çözüm aranılan en önemli sorunların başında gelmektedir. Ancak bu sorunun, yalnızca barınma gereksinimi karşılandığı konutlar olduğu ve çözümün bu yönde olması gerektiği savı yetersiz olmaktadır. Ayrıca olayın toplumsal boyutunun da olduğu bilinmelidir.

Ülkemizin önemli bir sorunu olan gecekondunun, nasıl bir sınıfsal katman olduğu net bir şekilde anlamlandınlmamıştır. Her belediye başkanının, siyasi iradenin, anladığı ayrı ayrı birer gecekondu tanımı vardır. Yasalar açısından tanımlanmış gecekondu ve kaçak yapı tanımım ötesinde toplumbilim açısından kabul edilebilir bir gecekondu tanımının olmaması kimi kez gecekonduluları haklı, kimi kez de gaspçı görülmelerine neden olmaktadır. Genel olarak 1980 öncesi meşru olarak görülen gecekondu, 1980 sonrası kabul görmemektedir. Gecekondular için bir piyasa söz konusudur ve bu piyasa artık yoksulların harcı olmaktan çıkmıştır. Gecekondu tanımında bir değişiklik yapmak söz konusudur. Bu tanımlardan "kent hukuku dışı yapı", gecekondu ve gecekonducunun yapısal değişikliğini de ifade etmektedir. Gecekondu piyasasının oluşumunun en büyük etmeni olan arazi mafyası ile gecekonducu arasındaki çizgi net bir şekilde konulmalıdır. Gecekonduların yasallaşmasınm en temel aracı belediyeler olmaktadır. Tapu, yasallaşmada önem arz etmemekte, yol, su, elektrik gibi alt yapı hizmetleri yasallaşmanm önemli anahtarı olmaktadır. Bu bağlamda belediyeler, üzerine düşeni yapmamakta,
yapamamaktadır.

Kent bilgi sistemlerinin modern kent yönetiminde sağladığı yararlar, kimi belediyelerin yönetimleri tarafından kabul edilmiş görünmekte ve uygulama olanakları araştırılmakla birlikte, pek çok belediye yönetimi henüz konunun farkında bile değildirler. Bu konuda meslektaşlarımız tarafından bilgilendirici ve özendirici çalışmalar yapılmalı, konunun öneminden her fırsatta bahsedilmelidir.

Yaşanılan acı tecrübelerde göstermektedir ki, bir doğal felaket sonrası dahi yapılan yanlışlıklardan ve sonuçlarından dolayı yerel yönetimi sorumlu tutan hiçbir yasa yoktur. Üzülerek görmekteyiz ki yerel yönetimlerin anlayışının rant anlayışı olduğu gözlemlenmektedir. Demokrat ülkelerde en temel haklardan biri olan bilgilenme hakkı, Ülkemizde işlerlik kazanmamıştır. Vatandaşın yerel yönetimler konusunda bilgilenme hakkı yoktur. Yerel yönetimlerin tüm yanlış işlerinde olduğu gibi, ekolojik dengemizi yok edecek projeler karşısında da dur denilmelidir. Bilgilenme hakkı ve çevre hakkının en temel kentli haklan oldukları gerçeği unutulmamalıdır.

2.5. COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ, UZAKTAN ALGILAMA VE FOTOGRAMETRİ

Kurultayda sunulan Uzaktan Algılama konusundaki çalışma, 1984,1992,1997 yıllarına ait uydu görüntüleri kullanılarak, İstanbul kent alanı ve yakın çevresinde yapılmıştır. Araştırmanın sonucu ise; son yıllarda çeşitli çevrelerde politikacıların, bilim adamlarının, mühendislerin ve mimarların sık sık vurguladıkları gibi, İstanbul çevresinde, zamanla orman alanları ve yapılaşmamış alanlar azalırken, yaklaşık aynı miktarda yerleşim alanı ve yolların artmakta olduğudur. Bu çalışma aynı zamanda, arazi kullanımında meydana gelen değişimleri izlemenin, araziye gitmeye bile gerek kalmadan, uydu görüntüleri yardımı ile mümkün olabileceğini göstermiş ve tartışmaların sonunda uzaktan algılama konusunda çalışmaların artırılması ve kullanımının yaygınlaşması konusundaki beklentiler dile getirilmiştir.

Kurultayda sayısal fotogrametrinin bugünkü durumu irdelenirken, geleceğe ilişkin düşüncelere de yer verilmiştir. Sayısal Fotogrametri, temelde Analitik Fotogrametriye benzemekle birlikte, otomasyona bir adım daha yaklaşma anlamını taşımaktadır. Ancak, sayısal işlemcinin 10-15 yıldır yapmakta olduğu fotogrametrik yorumlama konusundaki beklentilerin henüz tam olarak gerçekleşmediği, fotogrametrik değerlendirmenin yine en iyi biçimde bir operatör tarafından yapabileceği vurgulanmıştır.

Kurultayda CBS konusunda, ülkemizde kavramlaşma aşamasına geçildiği ve somut uygulamaların başlaması üzerinde durulmuş ve gelecek kurultaylarda ve benzeri toplantılarda bu konuda daha fazla sayıda somut uygulamaların sunulması ve tartışılması beklentisi ağırlık kazanmıştır.

CBS konusunda uygulamaların mutlaka başarılı olması gerekir. Aksi durumda daha sonraki çalışmaların genişlemesine olanak olmayacaktır. Başarı ise doğru, amaca ve koşullara uygun bir CBS‘nin tasarımın ve gerçekleşmesi ile mümkündür. Yanlış adımlar, yanlış yaklaşımlar sonunda yalnız bir miktar para harcanmış olmayacak, aynı zamanda bu sistemlere duyulan, güven kaybolacaktır.

Ülke düzeyinde CBS konusunda birtakım ilkelerin geliştirilmesi, gerekli standartların oluşturulması artık kaçınılmaz olmuştur. Öncelikle kamu ve üniversitelerin bu konuda daha duyarlı olmaları gerekmektedir.

2.6. JEODEZİ, DENGELEME VE GPS

Deformasyon analizi, mesleki uygulamalarda önemli yer tutan bir konu olup, teorisi, uygulamada kullanılan teknoloji ve yöntemler yönünden hızlı değişim ve gelişim gösteren önemli uygulama alanlarından birisi olduğu vurgulanmıştır.

GPS ağlarında duyarlık ve güven optimizasyonu çalışmasında, bilgisayar olanaklarının mesleki uygulamalara getirdiği yeni teori ve uygulamalar konu alınmıştır. Jeodezik ağlarda optimizasyon, ağların amaca uygun şekillendirilmesi ve ölçülmesi yönünden son zamanlarda incelemeye alman konulardan birisi olup gelişen yöntemler üzerinde durulmuştur.

Jeodinamik araştırmalar amacıyla geliştirilen SLR uydu tekniği (uydu lazer ölçmeleri) yönteminin, başta dünya referans ağmm oluşturulmasında olmak üzere, değişik alanlarda etkin olarak uygulama alanı bulduğu konusuna dikkat çekilmiştir.

3. SONUÇ

8. Harita Kurultayı için nasıl, nerede, hani konuda, hangi aralıkta ve benzeri sorunlar bugünden tartışmaya açılmalı ve çalışmalara derhal başlanılması bir zorunluluk olduğu görüşü ağırlık kazanmıştır.

 
 
  

Fotoğraflar

 

İletişim için kullanılacak e-posta Adresi:

Tümü

16. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   03.05.2017 - 06.05.2017
   (BEYTEPE KÜLTÜR ve KONGRE MERKEZİ - ANKARA)

15. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   25.03.2015 - 28.03.2015
   (ATO Congresium ANKARA)

14. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   14.05.2013 - 17.05.2013
   (ATO Kongre Salonu - ANKARA)

13. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   18.04.2011 - 22.04.2011
   (Sheraton Oteli - ANKARA )

12. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   11.05.2009 - 15.05.2009
   (ODTÜ KÜLTÜR VE KONGRE MERKEZİ -ANKARA)

11. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   02.04.2007 - 06.04.2007
   (ODTÜ KÜLTÜR VE KONGRE MERKEZİ - ANKARA)

10. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   28.03.2005 - 01.04.2005
   (ODTÜ KÜLTÜR VE KONGRE MERKEZİ - ANKARA)

9. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   31.03.2003 - 04.04.2003
   (BİLKENT HOTEL - SAKARYA SALONU - ANKARA)

8. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   19.03.2001 - 23.03.2001
   (BİLKENT HOTEL - SAKARYA SALONU - ANKARA)

7. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   01.03.1999 - 05.03.1999
   (BİLKENT HOTEL - SAKARYA SALONU - ANKARA)

6. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   03.03.1997 - 07.03.1997
   (HILTON-SA OTELİ - ANKARA)

5. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   31.01.1995 - 03.02.1995
   (DSİ KONFERANS SALONU - ANKARA)

4. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   01.02.1993 - 04.02.1993
   (DSİ KONFERANS SALONU - ANKARA)

3. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   28.01.1991 - 01.02.1991
   (DSİ KONFERANS SALONU - ANKARA)

2. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   06.02.1989 - 10.02.1989
   (DSİ KONFERANS SALONU - ANKARA)

1. TÜRKİYE HARİTA BİLİMSEL VE TEKNİK KURULTAYI
   23.02.1987 - 27.02.1987
   (TCK KONFERANS SALONU - ANKARA)


 

e-HİZMETLER:
| HKMOBİS | WEBMAIL |

© 2004-2017 Tüm hakları TMMOB HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI aittir.
Sitede yer alan görsel ve metin öğeler izinsiz kullanılamaz.

TMMOB HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI
SÜMER 1. SOKAK NO: 12/4 06440 KIZILAY / ANKARA
TEL: +90 312 232 5777 (PBX) - FAKS: +90 312 230 85 74 - GSM: 0533 762 28 13

 


 
Key İnternet Hizmetleri Ltd. Şti.