I. ULUSLARARASI KENTSEL DÖNÜŞÜM SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ

Ülkemizin bir gerçeği olan afet olgusu ve süregelen çarpık yapılaşma kentlerin yeniden yapılanmasını zorunlu kılmaktadır. Uzun vadede daha yaşanabilir çağdaş kentlerin oluşumu için bugünden çözümlerin üretilmesi ve uygulanması gerekmektedir. Ancak bugünün çözüm ve uygulamaları yarının sorunları olmamalıdır. Bu nedenle; artık oluşturulması kaçınılmaz olan bütüncül, sürdürülebilir bir arazi yönetimi paradigması ile uyumlu; imar düzenleme ve uygulama yaklaşımlarına ihtiyaç duyulmaktadır.

Özellikli bir imar uygulaması olan Kentsel Dönüşümün; öncelikle "MÜLKİYET" boyutu ile ele alınarak irdelenip tartışılması ve ülkemize en uygun model ve çözüm altlıklarının hazır hale getirilmesi gerekmektedir. İmar Uygulamalarının asıl öznesi olan "mülkiyet", tescille kazanılan, kamu ve özel hukukunun konusu olan en temel haktır. Dolayısıyla kentsel dönüşümün mülkiyet temelli ele alınıp değerlendirilmesi zorunluluğu vardır.

Türkiye`de büyük oranda mülkiyet ve mülkiyet haklarının tespit ve tescili konusunda yasal anlamda bir sorun gözükmemektedir. Ancak mevcutta mülkiyet haklarının yasalara bağlı olarak imar kurallarına uygun kullanıldığı söylenemez. Ülkemizde imara aykırılığın en iyimser tahminle % 50 civarında olduğu bilinmektedir. İmar yasa ve yönetmeliklerinin de bir bütüncüllükten yoksun, sık sık değiştirilmesi ise kentleşme sürecindeki bir başka sorundur. İşte bu somut duruma uygun bir imar uygulaması yöntemi nasıl geliştirilmelidir?

Kentsel Dönüşüm ile sürdürülebilir bir "Mülkiyet Dönüşümü" nü de gerçekleştirecek evrensel düzeyde kentsel yaşamın altyapısını oluşturmaya yönelik; konusunda uzman yerli ve yabancı bilim insanları, uygulayıcı, kamu ve özel sektör, meslek odaları ile sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla "1. Uluslararası Kentsel Dönüşüm Sempozyumu" 07-08 Ekim 2013 tarihleri arasında, TMMOB – Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası tarafından, Ankara`da geniş bir katılım ile gerçekleştirilmiştir. 6 Bilimsel Oturum, 1 Panel, 21 Çağrılı Bildiri ve 1200 kişinin katılımı ile gerçekleşen sempozyumda tartışılan ve ortaya çıkan tüm çözüm önerileri, kamuoyu ve ilgili paydaşlar ile paylaşılarak ülkemizdeki kentsel dönüşüm uygulamalarının yaygınlaştırılması sürecine katkı verilmesine çalışılmıştır.

Sempozyumda, ülkemizde ve dünyada kentsel dönüşüm konusu; teknik, hukuksal, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla detaylı bir biçimde ele alınıp, özellikle mülkiyet temelinde, planlı ve programlı bir kentsel dönüşüm gelişme sürecinin başlatılması amacıyla konunun uzmanları ilgili bilim insanları, politikacılar, kamu ve yerel idarelerin temsilcileri ile tartışılmıştır. Sempozyum süresince öne çıkan konular bağlamında aşağıdaki sonuçlar saptanmıştır:

1- Türkiye`de son zamanlarda içinde büyük ticaret alanlarının, çok sayıda yerleşim yerlerinin, alışveriş merkezlerinin ya da bunların birlikte yer aldığı projeler; "Kentsel Dönüşüm" adı altında kamuoyuna duyurulmaktadır. Üst ölçekli planlardan bağımsız ya da öznel bir mantıkla hazırlanmış, genelde yüksek gelir getirmesi olası, yoğunluğu yüksek, sosyal amacı belirsiz, boş ya da seyrek yapılaşmış, hazine arazileri tercihli alanlarda geliştirilen, alt ve üst yapı kaygısı düşünülmeden, üzerinde yeterince ve ikna edici tartışmaların yapılmadığı, meşruiyeti ve kentle eklenmesi kuşkulu olduğu düşünülebilecek, hukuksal dayanakları yetersiz kentsel dönüşüm ya da yenileme projeleri düzenlenmekte ve uygulanmaya çalışılmaktadır. Oysa kentsel dönüşüm projelerinin hazırlanma ve uygulama süreçleri bütüncül bakışla ele alınarak değerlendirilmelidir.

2- Kentsel dönüşüm projeleri; kent ölçeğinde, makro ölçekte ve bütüncül yaklaşımla ele alınıp, birbirini tamamlayan bir sistematik yapı içerdiğinde ancak bir anlam ifade eder. Kentsel dönüşüm projeleri ile üretilecek mekânlar hem depremle yıkılabilecek konutların hem de kentlerin olası konut gereksinmesini karşılayacak biçimde düşünülmedir. İvedilikle mevcut konut durumuna ilişkin dayanıklılık, değer, sahiplik ve kullanım dökümleri yapılmalı, kent genelinde, mülkiyet analizleri ile birlikte kentsel dönüşüm planlarına altlık teşkil edecek şekilde taşınmaz malların genel envanterlerinin çıkartılması karar vermede büyük öneme sahiptir.

3- Konut üreten her kurum ve kuruluş; hazırlanacak kentsel dönüşüm esaslı plan ve projelerden haberdar edilmesi onların ilgisinin ve desteğinin alınması uygulamanın başarısı için değerlidir. Bu birliktelik kentsel yaşamın gereksinimlerine yanıt verecek şekilde sağlanmalıdır. Depreme maruz kalacağı bilinen kentler özellikle İstanbul için; Deprem Mastır Planlarını esas alan "Kentsel Dönüşüm Nazım Planı" oluşturulması, uygulamanın düzeni ve sıralaması bakımından yararlı olacaktır. Bu "Kentsel Dönüşüm Nazım Planı`na göre kentsel dönüşüm alanları ilan edilerek ve bu planlara uygun olarak "dönüşüm uygulama imar planları" hazırlanarak, etaplar halinde kentsel dönüşüm projelerinin uygulamaları daha çabuk gerçekleştirilebilir.

4- Ülkemiz koşulları incelendiğinde; değer esaslı yöntemin uygulanmasına ilişkin, sınırları, çerçevesi tam olarak çizilmiş, matematik olarak ifade edilebilecek bir sistematik yapı belirlemek zordur. Değerleme esaslı yöntemin en ayrıntılı ve sürekli uygulamasının yapıldığı ve üzerine uzun inceleme ve araştırmalar yapılan Almanya gibi ülkeler dahi değerleme yöntemleri üzerine sürekli tartışmalar yapılmaktadır. Bununla birlikte İngiltere`de kentsel dönüşüm uygulamaları daha çok uygulama örneklerinin sonuçlarında, mevcut yönetmelik ve genelgelerden yararlanılmaktadır. Çin`de ise kamu haklarının değerlemesine ilişkin çalışmalar sürdürülmektedir.

5- Anayasal düzen ve yeni anayasa tartışmaları içerisinde temel insan hakları, yaşanabilirlik, barınma hakkı, kentli hakları ve mülkiyet hakları arasındaki ilişki yargıdan sorumlu kurumların gözetiminde tartışmaya açılmalıdır.

6- Mülkiyet hakları ve mülkiyetin kullanımı ile ilgili sorunları çözülmüş; ekonomisi iyi işleyen; demografik yapısı oturmuş; ülke yerleşmelerinin belli bir doygunluğa geldiği; yani ekonomik, siyasal, hukuksal ve mekânsal olgunluğa ulaşmış ülkelerde tamamlanmış matematiksel modellerle ifade edilen imar uygulama yöntemleri önermek daha kolay olabilir. Ancak yapılan araştırmalarda ülkemiz için böyle bir önermede bulunmak şu anda olanaklı gözükmemektedir. Zira imar haklarının dağıtımının ekonomik büyümeyi ve iktidarları belirlediği bir ekonomik-siyasal yapıda kolay uzlaşı, mutabakat beklenemeyeceği ayrıca değerlendirilmektedir.

7- Kentsel dönüşüm ve kent planlama süreçlerinin planların kademeli birlikteliği ilkesi uyarınca Bütünleştirilmesi için bütünsel bir kentsel gelişim ve planlama yasası hazırlanarak; kentsel dönüşümde yerel yönetimlerin uygulama, proje geliştirme, alternatif model oluşturma ve katılım kapasiteleri geliştirilmelidir.

8- Finansmanı olmayan, fizibilitesi yapılmayan; yani yapılabilir, edilebilir olmayan, geniş bir uzlaşı sağlanamamış projelerin ilan edilmemesi kamuoyu ile paylaşılmaması yerel yönetimlere olan güveni arttıracaktır.

9- Türkiye`nin kentsel gelişim sürecini yerel özgünlükleri dikkate alarak belirleyecek olan ulusal kentsel gelişme ve dönüşüm felsefesi ve yol haritası belirlenmelidir. Bu süreci sürekli olarak tartışma ve izleme ile yönetecek kurumsal bir yapı oluşturulmalıdır. Bu bağlamda; kentsel dönüşüm devlet yapılanması ve örgütsel boyutu bütünsel olarak ele alınmalı, merkezî hükümet ve yerel yönetimlerin görev yetki ve sorumlulukları denetim mekanizmaları dikkate alınarak belirlenmeli, etkin halk katılımı, performans denetimi izleme ve değerlendirme mekanizmaları kurulmalıdır.

10- Türkiye için tasarlanan kentsel dönüşüm projelerinin sağlıklı işletilebilmesi ancak Coğrafi Bilgi Sistemleri destekli etkin bir veri tabanın hayata geçilmesi ile mümkün olabilecektir. Bu amaçla, kentsel dönüşüm paydaşlarınca üretilen ve/veya ihtiyaç duyulan veri/bilgilerin, TUCBS standartlarına uygun olarak, web tabanlı ortak bir veri havuzunda bir araya getirilmesi gerekmektedir.

11- Konunun uzmanları, ilgili bilim insanları, politikacılar, kamu ve yerel idarelerin temsilcileri ile serbest meslek mensuplarının bir araya gelerek değerlendirmeler yapmalarına olanak sağlayan sempozyum, çalıştay, kongre ve benzeri ulusal ve uluslararası katılımlı bilimsel etkinliklerin aralıksız devam etmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 08/10/2013

 

      Ertuğrul CANDAŞ                                                              Prof. Dr. Nihat Enver ÜLGER

    HKMO Genel Başkanı                                                Sempozyum Yürütme Kurulu Başkanı

 


Yukarı Çık