ANA SAYFA

Ana Sayfa 

İLETİŞİM

İletişim 

BAĞLANTILAR

Bağlantılar 

SİTE HARİTASI

Site Haritası 

SIKÇA SORULAN SORULAR

Sıkça Sorulan Sorular 

  TMMOB  FIG  CLGE
ENGLISH HKMOBİS ÜYE HKMOBİS

  25 Temmuz 2017, Salı

TMMOB HARİTA KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI

Site İçi Arama:

Loading
FİG 2018

    Haberler

    Basın Açıklamaları

    Görsel Basında Odamız

    Basından

    Resmi Yazışmalar

    Birim Fiyatlar

    Hukuk Birimi

    İstatistikler ile HKMO

    MİSEM

    Üyelerimizden

    Satım Duyuruları

    Alım Duyuruları

    İş Arayanlar

    Eleman Arayanlar

    Yardım Duyuruları

    Bilgi Edinme Başvurusu

    TİP Sözleşmeler Kontrol

    SHKMMB

    LİHKAB

 

e-Liste

Odamız üyesi değil, fakat duyuruların düzenli olarak
e-posta hesabınıza gönderilmesini istiyorsanız;
Lütfen adınızı, soyadınızı ve
e-posta adresinizi giriniz..

Adınız:

E-Posta Adresiniz:

 

Son Çıkan Yayınlar

 

» KİTAPLAR

MESLEKTE 50. HİZMET YILINI DOLDURAN ÜYELERİMİZ
HKMO

 
 » JEODEZİ VE JEOİNFORMASYON DERGİSİ

 
 » HKM DERGİSİ

SAYI: 2011-1 104

 
 » HARİTA BÜLTENİ

SAYI: MART 2017 97

  

LİSANSLI HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ VE BÜROLARI HAKKINDA YÖNETMELİK‘TE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK TASLAĞI HAKKINDA GÖRÜŞ VE DEĞERLENDİRME

    Yayına Giriş Tarihi: 07.07.2014  Güncellenme Zamanı: 08.07.2014 12:14:32  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü-Kadastro Dairesi Başkanlığı‘nın 16.04.2013 tarih ve 12364127-010.03/3616 sayılı, "LİHKAB Yönetmelik Taslağı" konulu yazısı ile 05.05.2008 tarih ve 26867 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Yönetmelikte değişiklik yapılmasına dair hazırlanan Yönetmelik Taslağı gönderilerek, 5368 sayılı Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanun‘un 3. ve 11. maddeleri gereği söz konusu taslağa ilişkin Odamız görüşlerinin ivedilikle gönderilmesi istenilmiştir.

Odamıza iletilen söz konusu yazıda, Yönetmelik taslağındaki kapsamlı ve esaslı değişikliklerin yapılmasına yönelten etkenler açıklanmamış, nesnel kurallarla belirlenen bir sebep gösterilmemiş, yönetmelik değişikliğine ilişkin bir genel gerekçe, ya da ayrı ayrı madde gerekçeleri gösterilmemiştir.

Yapılan düzenlemelerin gerekçeleri tarafımızca bilinmediğinden sağlıklı bir değerlendirme yapma olanağı bulunmamakla birlikte, konu Anayasa‘nın 124. maddesiyle idareye verilen yönetmelik çıkarabilme yetkisi, 5368 sayılı Kanun ve Odamız mevzuatı ile bugüne kadar meydana gelen yargı süreci ve verilen yargı kararları doğrultusunda Yönetmelikte bulunması gereken "yasallık", "kamu yararı", "kamu düzeni", "hizmet gereği" gibi amaçlar dikkate alınarak, değerlendirilmeye çalışılmıştır.

İdarece Odamıza gönderilen yazıda Odamız görüşünün "ivedilikle" gönderilmesinin istenilmesi, buna karşın düzenleme gerekçelerinin gönderilmemesi nedeniyle değerlendirmenin güçlüğüne karşın kısa sürede görüş oluşturulmaya, bu süre içerisinde şube yönetim kurullarına/merkeze bağlı temsilciliklerimize de taslak ulaştırılarak ve konunun muhatabı üyelerimizden de görüş alınarak konu hakkında görüşlerinin gönderilmesi istenilerek en geniş katılımla değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır.

Değerlendirme yapılırken, bugüne kadar yaşanan süreçte karşılaşılan sorunlar, uyuşmazlıklar, yargı kararları ve üyelerimizden ulaşan şikayet ve yakınmalar da dikkate alınarak yönetmelik taslağı ile birlikte genel bir değerlendirme yapılmaya, öneriler getirilmeye çalışılmıştır.

Öncelikle belirtilmeliyiz ki; LİHKAB süreci, ortaya çıkan uyuşmazlıklar, yargı kararları, uygulamada doğan sorunlar, üyelerimizden gelen yakınma ve şikayetler, Odamızın daha önceki değerlendirmeleri ve yazışmalar dikkate alındığında, sorunun salt bir yönetmelik düzenlemesiyle giderilemeyeceği, konunun bir yasal düzenleme yapılarak ele alınmasını gerektirmektedir.

Bu nedenle, söz konusu yazınızla istenilen Odamız görüşü, yasal düzenlemeye ilişkin bir değerlendirme de yapılarak aşağıda sunulmuştur.

1. YASAL DÜZENLEME ZORUNLULUĞU

Bilindiği üzere, Anayasa‘nın 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri hükme bağlanmıştır.

Anlaşılacağı üzere, Anayasa ile İdareye tanınan düzenleme yetkisi İdarenin kendi görev alanıyla sınırlı, yasaya aykırı olmama anlamında bağımlı, yasanın uygulanmasını sağlamak amacıyla tamamlayıcı bir yetkidir.

Anayasa‘nın 7. maddesinde, yasama yetkisinin TBMM‘nce kullanılacağı ve devredilemeyeceği öngörüldüğüne göre, yasayla düzenlenmesi gereken konularda, yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisi verilmesi olanaksızdır.

Yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının Anayasa‘nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel ilkeleri koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz geniş bir alanı yönetimin düzenlemesine bırakmaması gerekir.

Bu nedenle, "temel esaslar"ın ya da "temel hükümler"in yasada yer alması, "uzmanlık" ve "yönetim tekniği"ne ve ayrıntılara ilişkin konuların düzenlenmesinin yürütme organına bırakılması, konunun birden çok idareyi ilgilendirmesi halinde idarelerin yetkilerinin açıkça belirtilmesi, yürütme organınca yapılacak yönetmeliğin yargısal denetiminin yapılabilmesi içinde kanunun temel esaslarının anlaşılabilir ve yorumda duraksamaya yol açmayacak şekilde belirgin olarak düzenlenmesi ve mümkün olduğu ölçüde yürütme organının düzenleme yetkisi ve kapsamının kurala bağlanması gerekmektedir.

5368 sayılı Kanun ile, kanunda tanımlanan hizmetlerin yetki devri suretiyle, kamu sorumluluğu verilerek özel sektörde çalışan meslek mensuplarına gördürülmesinin, idarenin hizmeti yapan değil, yaptıran, denetleyen, standartları ve kuralları koyan bir konuma yerleştirilmesinin, Odaya kayıt, Oda tescili ve düzenlemelerde Oda görüşü alınması gibi kurallardan da anlaşılacağı üzere Odanın da Anayasa ve kanunlardan gelen hak ve yetkilerini kullanmaya devam edeceği amaçlandığı halde, Kanunda buna bağlı olarak da Yönetmelik‘te eksik düzenlemeler olması, yeterli açıklık ve belirginlik bulunmaması nedeniyle, uygulamada duraksamalar, LİHKAB büroları ile Odamız arasında hukuki uyuşmazlıklar yaşanmış, uyuşmazlıklar çalışma barışının ve dayanışmanın bozulmasına, SHKMMB sahibi üyelerimiz ile LİHKAB sahibi üyelerimiz arasında yetki çatışmaları ve tartışmalarına yol açmış, konunun yargıya taşınması nedeniyle emek, zaman ve maddi kayıpların yanında, meslek camiamız itibar kaybı yaşamıştır.

LİHKAB sahibi üyelerimizden bir kısmı ve oluşturulan Dernek, Anayasa‘nın ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ilişkin mevzuatın yürürlükte olmasına, 5368 sayılı Kanun ile LİHKAB bürosu sahiplerinin de Odaya kayıtlı olması gerektiğine ve büroların Oda tescilini yaptırmak zorunda olduklarına ilişkin hükümlerine karşın, Odamıza kayıtlı diğer üyelerimizin sorumluluk ve yükümlülüklerine tabi olmadıkları, Oda ile ilişkilerinde diğer üyelerden ayrı ve bağımsız, her türlü sorumluluk ve denetimden bağışık ayrı bir meslek grubu oldukları düşüncesiyle, Odamızın konuyla ilgili tescil ve onaya, tescil ücretine, tescil yenileme ve onay ücretine, büroların donanımı ve Odaca denetimine, meslek içi eğitime, lisanslı mühendislerin HKMO mevzuatı hükümlerine aykırı hareket edemeyeceklerine, disiplin düzenlemelerine, LİHKAB‘ların lisans kapsamı yetkileri dışında diğer büroların görevlerini yapamayacağına ve benzeri Odamız yetkisine ilişkin bütün düzenlemelerini dava konusu yapmışlar, Oda yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bile bulunmuşlardır.

Ayrıca çeşitli şube, temsilcilik ve üyelerimizden gelen sözlü ya da yazılı şikayet ve yakınmalarda da LİHKAB‘ların gereksiz ilave işlemler yaparak ek ücret talep ettikleri, idarece, ek genelge ve LİHKAB‘lara yönelik üst yazılarla LİHKAB‘lara vaziyet planı, bağımsız bölüm planı, Tapuda hatalı bağımsız bölüm numaralarının düzeltilmesi gibi yeni ilave yetkiler verilerek SHKMMB‘lerin görev alanlarının mevzuata hukuka aykırı bir şekilde daraltıldığı, LİHKAB‘ların diğer mesleki faaliyetlerde bulunmalarının Yasada öngörülen amaçla ve yürütülen hizmetin hukuki statüsüyle bağdaşmadığı, lisanslı mühendislerin bazılarının serbest bürolarla iş bağlantılı, yönlendirmeli, paylaşımlı ilişkiler kurduğu, LİHKAB‘ların kurdukları dernek ile mesleki örgütü olan HKMO‘ya karşı tutum aldıkları ifadelerine yer verilmiştir.

Belirtilen tüm şikayetlerin, yakınmaların, olumsuzların, çatışmaların, uyuşmazlıkların ve tereddütlerin giderilmesi için, daha açık, ayrıntılı, idareye verilen düzenleme yetkisinin sınırlarının belirgin olarak düzenlendiği, meslekle bağdaşmayan davranış, ihlâl ve yaptırımların ayrıntılı olarak belirlendiği bir yasa ve buna koşut bir yönetmelik düzenlenmesi zorunluluk haline gelmiştir.

Yasal düzenlemede meslek camiamızda tartışmalara yol açmayacak, ayrımcılık ve kayırmacılık yapıldığı şüphesini uyandırmayacak, yasa ile öngörülen hizmetin niteliği dikkate alınarak yetkin ve yeterli meslek mensuplarının seçimini sağlayacak, en nesnel yöntem olan bir yazılı sınavın, konuları ve kurallarıyla birlikte düzenlenmesi, hizmetin niteliği ve kamusal sorumluluk verilen meslek mensuplarının hukuki statüsü dikkate alınarak lisans kapsamı işlerin sayılarak kesin sınırlarının belirlenmesi, lisans sahibi mühendislerin bu statüleri devam ettiği sürece başka iş kabul edemeyecekleri ve faaliyette bulunamayacaklarının açıkça belirtilmesi, bu kapsamda 5368 sayılı Kanun‘un 1. maddesinde yer alan "... lisans sahibi harita ve kadastro mühendislerinin diğer kanunlar ve ilgili mevzuata göre hak, görev ve yetkileri devam eder." gibi muğlak, farklı değerlendirme ve yorumlara yol açabilecek, hizmetin niteliği ve gereğiyle bağdaşmayan hükümlere yer verilmemesi, LİHKAB sahibi mühendislerin de diğer Oda üyelerinin tabi olduğu bütün görev, sorumluluk ve yükümlülükleri taşıdıklarının, Odamızın diğer üyelerimiz üzerindeki bütün hak, görev, ve yetkilerinin LİHKAB büroları ve sahibi üyelerin üzerinde de devam ettiğinin (saklı olduğunun) açık, kesin ve tereddüde yol açmayacak şekilde yer alması sağlanmalıdır.

Yine Anayasa‘nın yukarıda yer verilen 124. maddesi hükmü gereği, her idare kanun ve tüzüklerin ancak kendi görev alanlarını ilgilendiren konularda uygulanmasını sağlamak için yönetmelik çıkarılabileceğinden, dolayısıyla Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce hazırlanacak yönetmelik sadece bu idarenin kendi görev alanını kapsayabileceğinden, uygulamada ve yargı konusu olaylarda duraksamaya ve yorumlamada hataya yol açmamak için Odanın da mevzuatından kaynaklanan ve bu Yasa‘nın gerektirdiği hak ve yetkilerine ilişkin düzenleme yapma yetkisinin Yasada vurgulanmasının yararlı ve gerekli olduğu düşünülmektedir.

2. YÖNETMELİK TASLAĞI HAKKINDA GÖRÜŞÜMÜZ

2.1. GENEL OLARAK İDARENİN DÜZENLEME YAPMA YETKİSİ

Yukarıda yasal düzenleme zorunluluğunu değerlendirdiğimiz kısımda da belirttiğimiz üzere, Anayasa‘nın 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişiliklerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri; Anayasa‘nın 7. maddesinde de yasama yetkisinin TBMM‘ce kullanılacağı ve devredilemeyeceği öngörüldüğüne göre, idarenin düzenleme yetkisi ya da somut olarak yönetmelik yapma yetkisi kanuna dayalı ve kanuna aykırı olmama koşuluyla, kendi görev alanıyla ilgili olarak ve yasanın uygulanmasını sağlamak amacıyla tanınan sınırlı, bağımlı, tamamlayıcı, ayrıntı ve idare tekniğine ilişkin ikincil bir yetkidir.

O halde yönetmelik, Yasa‘da öngörülen "temel esaslar"a, "temel hükümler"e dayalı olarak, esasen yasa tekniği nedeniyle yasada düzenleme güçlüğü ve uygulamada doğabilecek her sorunun önceden öngörülememesi nedeniyle idarenin yetkisi alanındaki bazı ayrıntı ve idare tekniğine ilişkin konuların düzenlenmesiyle sınırlıdır.

Bu düzenleyici işlemin belirtilen özellikleri nedeniyle, hukuk devletinin bir gereği olarak genellik, belirlilik, eşitlik ve düzenli idare ilkelerine de uygun olması bir zorunluluktur.

Son olarak, kanunla yetki verilmiş olsa bile ya da idareye sınırı belirsiz geniş düzenleme alanı bırakılsa bile, idarenin yasa konusu olabilecek, yasama yetkisi kapsamında bir düzenleme yapmasına ya da Anayasa‘nın 91. maddesinde kanun hükmünde kararnamelerle dahi düzenlenemeyeceği öngörülen Anayasa‘nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri; dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler alanında bir yönetmelik hazırlanmasına olanak bulunmamaktadır.

Yönetmeliklerin hukuka uygunluğu denetimi yapılırken de, idari yargı yerince belirtilen kurallar ve ilkeler doğrultusunda yasal düzenlemeye uygunluğu, idari düzenleme yetkisi içerisinde kalınıp kalınmadığı, genellik, belirlilik ve eşitlik ilkelerine uyulup uyulmadığı, kamu yararı ve kamu hizmeti amacıyla bağdaşıp, bağdaşmadığı, yönlerinden ele alınıp, değerlendirilerek bir karar verilecektir.

2.2. LİSANSLI HARİTA KADASTRO MÜHENDİSLERİ VE BÜROLARI HAKKINDA YÖNETMELİK TASLAĞI HAKKINDA

Yukarıda değerlendirmelerimizde de belirttiğimiz üzere çıkan uyuşmazlıklar, yaşanılan sorunlar, verilen yargı kararları, üyelerimizden gelen şikayet ve yakınmalar birlikte değerlendirildiğinde, yine yasal düzenleme zorunluluğunu vurguladığımız kısımda belirtilen içerikte, yaşanılan sorunları temelinden çözecek açık, kesin, belirgin bir yasa ve bu yasaya koşut bir yönetmelik düzenlemesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Düşünce ve önerimiz yeni bir yasal düzenleme yapılması ve bu yasal düzenlemeye koşut bir yönetmelik düzenlenmesi gerektiği yolunda olmakla birlikte, gönderilen Yönetmelik Taslağında, görüşümüzün ivedilikle gönderilmesi istenildiğinden, buna karşın kapsamlı ve ayrıntılı değişikliğin genel gerekçesi ya da madde gerekçeleri gönderilmediğinden sebep hususu tarafımızca tam bilinememekle birlikte, kısıtlı bir zaman dilimi içinde, ancak şube, temsilcilik ve üyelerimizin de görüş ve önerileri toplanarak Taslak hakkındaki görüşümüz aşağıda sunulmuştur.

Gerekçenin bilinmemesi, görüşümüzün ivedilikle gönderilmesinin istenilmesi, kısa zamanda görüşümüzün hazırlanması zorunda kalınması nedeniyle başlangıçta değerlendirilemeyen hukuka aykırılıkların sonradan saptanması, ya da uygulamada ortaya çıkması halinde Anayasa ve yasalardan kaynaklanan görevimiz ve sorumluluğumuz gereği hukuka aykırılığı belirlenen alanlarda yönetmeliğin yeniden düzenlenmesi, değiştirilmesi, geri alınması, kaldırılması isteğinde bulunabileceğimiz, kamu yararı ve mesleki yarar gördüğümüz konularda dava açma hakkını kullanarak hukuka uygunluk denetimi yaptırma yoluna başvurabileceğimiz de açıktır.

Taslağın maddelerine ilişkin değerlendirmesine geçilmeden, Kanun‘un yönetmelik düzenlenmesine ilişkin hükümleri dikkate alınarak, Yönetmelik Taslağının öncelikle "usul" yönünden değerlendirilmesi zorunlu görülmüştür.

Anayasa‘nın hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, idarenin düzenleme yetkisine sahip olabilmesi için bunun kanunda açıkça öngörülmüş olması zorunluluğunun bulunmadığı görülmektedir. Bir kanun çıkarıldığı takdirde, idare o kanunu uygulamak bağlamında Anayasa‘dan kaynaklanan bir düzenleme yetkisine sahiptir.

Buna karşın yasa koyucu bazen temel ilke ve esasları belirleyip, çerçeveyi çizerek idari usul ve ayrıntıların idarece düzenleneceğini ve düzenlemede izlenecek usulü ve yöntemi kendisi belirleyebilir.

Bu halde, artık idarenin düzenleme yapıp, yapmama ve izleyeceği usul konusunda bir "takdir yetkisi" kalmadığından, yasa koyucu tarafından düzenleme yapılması ve usulü emredildiğinden, idare belirtilen konuda "bağlı yetki" içindedir, farklı bir hareket serbestisinden söz etme olanağı bulunmamaktadır.

5368 sayılı Kanun‘un 3. maddesinde, sınavın Odanın görüşü alınarak hazırlanacak yönetmelik çerçevesinde yapılacağı; 4. maddesinde, kuruluş, görev, lisans verilmesi ve denetime ilişkin usul ve esaslar ile mekân personel ve donanımlarına ilişkin hususların yönetmelikle belirleneceği; 5. maddesinde, imza yetkisinin hangi şartlarda ve ne şekilde verilebileceğinin yönetmelikte belirleneceği; 8. maddesinde lisans sahiplerine çalışma konuları ile ilgili ücret tarifelerinin hazırlanmasına ilişkin usül ve esasların yönetmelikle belirleneceği; 11. maddesinde de, bu kanunda öngörülen yönetmeliklerin, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası‘nın görüşleri alınmak suretiyle hazırlanarak yürürlüğe konulacağı öngörüldüğüne göre, idarece yasada emredilen idari usül izlenerek belirtilen konularda ayrı ayrı ve her bir yönetmelik için Oda‘nın görüşü alınmak suretiyle yönetmelikler hazırlanması gerekirken, Kanunda öngörülen, açık ve bağlayıcı idari usül kurallarına uyulmaksızın bütün konuların bir yönetmelikte düzenlenerek "ivedi" kaydıyla gönderilen bir yazıyla Oda‘nın tek seferde görüşü alınarak yönetmelik hazırlanması, öncelikle usül yönünden hukuka aykırı olacaktır.

Taslağın Tanımlar başlıklı 3. Maddesi (d) bendinde "Kadastro Teknik Hizmetleri" tanımı yapılmış ve bu hizmetlerin talebe bağlı olduğu belirtilmiş, Taslak Yönetmeliğin 37. Maddesinde ise bu hizmetlerin yapım ve kontrolünde lisanslı büroların görevli ve yetkili oldukları belirtilmiştir.

Bu düzenlemeler yasal yönden irdelendiğinde; 5368 sayılı Kanun‘un "Amaç ve kapsam" başlıklı 1.maddesinin 2.fıkrasında "Kadastro Teknik hizmetlerin tescile tabi olmayan işlemlerin yapım ve kontrolü, tescile tabi olan işlemlerin yapım sorumluluğu Lisanslı harita kadastro mühendislik bürolarınca yerine getirilir.." hükmü yer almaktadır.

6083 sayılı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun, 5. maddesinde Kadastro Dairesi Başkanlığı‘nın görevleri belirtilirken, maddenin 2/b-8 bendinde " Kadastro çalışmalarının teknik işlerinin bir kısmını veya tamamını gerçek ve tüzel kişilere yaptırmak,...", 2/b-9 bendinde ise, "Talebe bağlı işlemler ile imar, toprak ve tarım reformu, arazi toplulaştırması, afet ve diğer sebeplerle meydana gelen zemin düzenlemeleri ve değişikliklerin tescili ile ilgili teknik işlerin yapılmasını planlamak, izlemek ve gerekli tedbirleri almak" şeklindedir.

Dolayısıyla, 5368 sayılı Kanun‘da bahsedilen "Kadastro Teknik hizmetleri"nin kapsamı, "talebe bağlı hizmetler" olarak değerlendirilmiş ve yasa ile TKGM‘ne yapım yetkisi verilmeyen ve sadece tescil ile ilgili işlemler için planlama yetkisi verilen söz konusu bu hizmetlerin yapımı LİHKAB lara devredilmek istenmiştir.

TKGM‘nin görev, yetki ve sorumluluklarını belirleyen 6083 sayılı yasada "talebe bağlı" hizmetlerin yapımı TKGM‘nin görev ve yetki alanında değildir.

TKGM‘nin, söz konusu talebe bağlı bu hizmetleri yetkisi olmadığı halde yapımı için LİHKAB‘lara devretmesinin ya da yapılması yönünde düzenleme yapmasının ilgili yasalara aykırı olacağı açıktır.

Taslağın "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrası yürürlükteki yönetmeliğin 1. maddesinin 1. fıkrası korunarak düzenlenmişken, Taslağın 1. maddesinin 2. fıkrası yürülükteki yönetmelikte yer alan lisanslı harita ve kadastro mühendisleri ve büroları komisyonu çıkarılarak düzenlenmiş, Tasarı‘nın "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde yürürlükteki yönetmelikte yer alan "lisanslı büro komisyonu" çıkarılarak, yerine Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yapılacak Lisanslı harita ve kadastro mühendisleri sınavı için oluşturulacak komisyon olarak tanımlanan "Sınav Komisyonu" konulmuş olup, yine yürürlükteki yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan "Lisanslı büro komisyonun kuruluşu, görev ve yetkileri"ne ilişkin düzenleme çıkarılarak, yürürlükteki yönetmelikte komisyona verilen görev ve yetkilerin Taslakta 4. maddede "idarenin görev ve yetkileri" başlığı altında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne verildiği, böylece, yürürlükteki yönetmeliğe göre Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası‘nın üniversitelerde görev yapan bir öğretim üyesi ile en az 10 yıllık deneyime sahip bir harita ve kadastro mühendisi ile katıldığı, temsilde adalet olmamakla birlikte süreçte yer aldığı "Lisanslı büro komisyonu"nun kaldırıldığı, yürürlükteki yönetmelikte "Lisanslı büro komisyonu"nun kimlerden oluşacağı açıkça belirtilirken, Taslağın 4. maddesinde öngörülen görev ve yetkilerin kimlerce yerine getirileceğinin açıkça belirtilmediği, Taslağın 17. maddesinde "sınav komisyonu"nun düzenlenerek, komisyonun kimlerden oluşacağının belirlendiği, burada da yürürlükteki Yönetmelikte idare en az daire başkanı unvanını haiz bir üye ile komisyona katılırken, bu kez müfettiş, tapu ve kadastro uzmanı ve şube müdürü gibi unvanlara yer verildiği, hatta Taslağa göre başkan dışında üç üyenin de müfettiş, uzman veya şube müdürü unvanlarından birine sahip olabileceği görülmektedir.

5368 sayılı Kanun‘da öngörülen hizmetin kamusal sorumluluk verilerek gördürülmesi düşünülmekle birlikte, Oda‘ya kayıtlı, Oda‘ya tescili yaptırmakla yükümlü, lisans verilen kamu görevlisi sıfatı bulunmayan mühendislere yaptırılması, dolasıyla belirtilen hizmetlerin yetki devri suretiyle özel sektöre yaptırılması amaçlandığına göre, Anayasa ve Yasalarından kaynaklanan hak, görev ve yetkileri devam eden Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasının idari prosedür ve süreçten çıkarılması, oluşturulan komisyonda sayılan unvanların da yürürlükteki yönetmeliğe göre idari hiyerarşi ve liyakat anlamında daha alt unvanlardan belirlenmesi hizmetin gereği ve kamu yararıyla bağdaştırılamamıştır.

Taslağın 17. maddesinde öngörülen sınav komisyonunun oluşturulma usulü belirlilik ilkesine aykırı olduğu gibi, sayılan unvanlardan oluşan komisyonun, idari hiyerarşi içinde kendilerinin üstü olabilecek adayları değerlendirmesi olasılığı karşısında bağımsız, tarafsız ve objektif olabilecekleri noktasında kuşku uyandıracağı da açıktır.

Taslağın 11. maddesinde, "Lisans sınavı" düzenlenirken, "sınav idare tarafından meslek alanında ve diğer konularla ilgili olmak üzere yazılı veya yazılı ve sözlü olarak yapılır veya yaptırılır" hükmüne yer verilirken, aynı maddenin 2. fıkrasında "yazılı sınav, idare ile sınavı yapacak kurum arasında düzenlenecek protokol esaslarına göre, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına, Milli Eğitim Bakanlığına veya yükseköğretim kurumlarına yaptırılabilir." şeklinde bir düzenleme yapılmıştır.

Görüldüğü üzere, taslağa göre sınav sadece yazılı olabileceği gibi, yazılı ve sözlü de olabilecek, sınavı idare yapabileceği gibi sayılan idarelere de yaptırılabilecektir. Burada da öncelikle düzenleyici işlemlerde bulunması gereken belirlilik ilkesinin ve hukuki güvenlik ilkesinin ihlâl edildiğinin belirtilmesi gerekmektedir.

Yürürlükteki düzenlemeye göre Odanın da katıldığı bir komisyonca ve yazılı olarak yapılacak olan sınavın, bu kez neden idarece ve mülakat da eklenerek yapılacağının, değişiklik zorunluluğunun hizmetin gereği ve kamu yararı amacı doğrultusunda gerekçelendirilememesi halinde düzenleme "sebep" ve "amaç" unsuru yönünden hukuka aykırı olacaktır.

Bilindiği üzere kariyer, temsil ve yeteneğin tam olarak belirlenebilmesi için yazılı sınav yanında öngörülen mülakat sistemi istisna olduğundan idarenin mülakat sınavı yapabilmesi için yasal bir dayanağının olması gerekir.

Yürürlükteki yönetmelikte görevin gerektirdiği niteliklerin ölçülmesi için yazılı sınav öngörüldüğü halde, Taslak‘ta herkesin eşit koşullarda yarışmasını sağlayan ve en nesnel yöntem olan yazılı sınav yerine, kuşku uyandırabilecek öğeler taşıyan ve her zaman öznel değerlendirmeyi birliğinde getiren sözlü sınavın, yeğlenmesini kamu yararıyla bağdaştırmak güçtür.

"Görevin gerektirdiği niteliklerin ölçülmesi" gibi bir gerekçe de ilgililerin kamu görevlisi, yürütülecek görevin de mülâkatı gerektirir nitelikte bir görev olmaması, noterlik ve avukatlık gibi hizmetin kamu hizmeti, hizmeti görenlerin kamu görevlisi sayıldığı alanlarda bile böyle bir yöntemin öngörülmemesi karşısında dayanaksız kalmaktadır.

Dolayısıyla zorunlu olmadıkça, öznel değerlendirmelere yol açan, tarafsızlık ve şeffaflık ölçülerinin sağlanması güç olan ve her zaman kayırmacılığa yol açtığı kuşkusunu içinde barındıran mülâkat yönteminin bu kez Taslakta yer almasının açıklanmasının güçlüğü ortadadır.

Yürürlükteki yönetmeliğin yürütmesi durdurulan, sınavla ilgili mesleki hizmet puanları ve değerlendirmeye ilişkin hükümlerinin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü çalışanlarına avantaj sağlamak için konulduğu yolundaki şüphe, kuşku ve söylentilerin mülâkat sınavla daha da artacağı, idareyle yakın ilişkileri olanlara avantaj ve ayrıcalık sağlanacağı, yargı kararları gereği faaliyetleri durdurulan LİHKAB büro sahiplerinden bazılarına da yeniden lisans verilmesi yönünde avantaj sağlanacağı amaçlarıyla düzenleme yapıldığı kuşku ve söylentilerinin gündeme geleceği açıktır.

Taslağın 11. maddesinde, yürürlükteki yönetmeliğin 12. maddesinde sınavın Odanın da görüşü alınarak yapılacağı yolundaki hükümden vazgeçilerek Oda görüşü alınmasının çıkarıldığı, bunun da Odaya yönelik bir tepki düzenlemesi olduğu düşünülmektedir.

Taslağın 12. maddesinde, sınav konularında değişiklik yapılmazken, soruların oranında değişikliğe gidildiği, yürürlükteki yönetmelikte meslek alanında yüzde yetmiş, diğer konularda yüzde otuz oranında olmak üzere soru hazırlanacağı öngörülürken, Taslağın 12. maddesinde meslek alanında yüzde altmış oranında, diğer konularda ise yüzde kırk oranında olmak üzere soru hazırlanacağının düzenlendiği görülmektedir.

Taslağın 12. maddesinde meslek alanındaki soruların ve diğer konuların oranı belirlenirken, bu alanların kendi içinde alt başlık olarak belirlenen konulardan hazırlanacak soruların oranlarının da belirlenmesinin belirlilik, öngörülebilirlik ve fırsat eşitliği anlamında daha uygun olacağı düşünülmektedir.

Taslağın, "sınav duyurusu"nun düzenlendiği 13. maddesinde, yürürlükteki yönetmeliğin 14. maddesinden farklı olarak başvurulacak yer, lisanslı büroların kurulacağı yerler, sayıları ve yetki alanları konusuna yer verilmezken, yürürlükteki yönetmelikte sınav duyurusunun idare tarafından sınav tarihinden önce en az iki ay öncesinden ilân edileceğinin belirtilmesine karşın, Taslakta "en az iki ay" yerine "en az on beş gün" öncesinden duyuru yapılacağı düzenlenmiştir.

Sınav ile amaçlanan hizmeti yürütecek en yetkin adayların belirlenebilmesi ve en nesnel değerlendirmenin yapılabilmesi için, mümkün olan en fazla adayın sınava katılımının sağlanması, bunun için de lisanslı büroların kurulacağı yerlerin, sayılarının ve yetki alanlarının sınavdan önce belirlenerek sınav ilânıyla birlikte duyurulması ve sınavda da nesnel bir değerlendirme yapılabilmesi ve fırsat eşitliğinin sağlanabilmesi için duyuru ile sınav arasında makul bir süre öngörülmesi gerekmektedir.

Aksi halde sınav sonucu ve sıralamasına göre büro kurulacak yerlerin ve yetki alanlarının belirlendiği, lisansı iptal edilen LİHKAB sahipleri dışındakilerin sınava girmesinin kısıtlanmak istendiği gibi şüphe ve söylentilere yol açılacaktır.

Diğer taraftan, Yönetmelik hükümlerinin dava konusu edilebileceği, yargı yerince hukuka aykırılıklar tespit edilip yürütmenin durdurulmasına karar verilebileceği, bu halde sınavın yapılmış olması ve lisans belgesi verilmiş olması durumunda önceki süreçte yaşanan sıkıntı ve sorunların yeniden ortaya çıkabileceği düşünüldüğünde, sınav ilânı ile sınav arasındaki sürenin hiç olmazsa idari dava açma süresi olan 60 günlük süreyi ve yargı yerince yürütmenin durdurulması hakkında bir karar verilebilmesi için gerekli makul süreyi kapsayacak şekilde belirlenmesi gerektiği düşünülmektedir.

Taslağın 15. maddesinde "sözlü sınav" usulü düzenlenmiş olup, en yüksek puana sahip olan adaydan başlamak üzere büro sayısının en fazla üç katı kadar adayın mülakata çağrılacağı öngörülmüşken, adayların hangi hususlarda değerlendirileceği sayma suretiyle belirlenmiştir.

Yukarıda "mülakat"ın sakıncaları belirtildiğinden yeniden bir değerlendirme yapılmamakla birlikte, bu madde yönünden, öngörülen mülakata büroların üç katı kadar aday çağrılmasının, yapılan yazılı sınavın nesnelliğini ve etkisini tamamen ortadan kaldıracak, anlamsız kılacak, şüphe ve kuşku uyandıracak nitelikte olduğunu, maddede adayların değerlendirileceği hususlar olarak sayılan alanların en nesnel değerlendirilmesinin ise yazılı sınav olabileceğini belirtmekle yetineceğiz.

Taslağın 16. maddesi de, yazılı sınav puanının yüzde kırkının, sözlü sınav puanının yüzde altmışının esas alınacağını öngörmekte olup, yukarıdan beri yaptığımız değerlendirmelerimizi destekler ve pekiştirir nitelikte bir düzenlemedir.

Taslağın 17. maddesindeki "sınav komisyonuna" ilişkin düzenlemenin sakıncalı ve hukuka aykırılığı değerlendirmemizin başlarında ele alındığından, tekrardan kaçınmak için yeniden değerlendirilmeyecektir.

Taslağın 23. maddesinde "Tercih ve yerleştirme işlemi" düzenlenirken, idarenin lisanslı büro kurulmasını öngördüğü yerleri idarenin resmi internet sitesinde ilan edeceği, başarılı olan hak sahiplerinin sınav başarı puanı esas alınarak esas alınacağını hükme bağlanmışsa da, Taslağın 13. maddesinde yaptığımız değerlendirmeler kapsamında büroların kurulacağı yerlerin sınavdan sonra ilan edilmesi adayların sınava katılımını kısıtlayıcı, öngörülebilirlik, belirlilik ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırı, kuşku ve şüphe uyandırıcı bir düzenleme olup, hizmet gereği, kamu yararı ve yasallıkla bağdaştırılamaz niteliktedir.

Taslağın 38. maddesinde, yürürlükteki yönetmelikten farklı olarak, bürolarda kadastro teknik hizmetlerini yapmakla yetkilendirilenlerin ceza kanunlarının uygulanmasında kamu görevlisi sayılacakları belirtildikten sonra, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine tabi oldukları belirtilmiştir.

5368 Sayılı Kanun‘un 5. maddesinde, kanun kapsamında belirtilen hizmetleri yapmakla yetkilendirilenlerin Türk Ceza Kanunu‘nun uygulanmasında kamu görevlisi sayılacağı öngörülürken, yetki yoluyla devredilen hizmetin ve yaptığı görevin niteliği gereği kamusal sorumluluk yüklendiğinden, kamu görevlisi gibi sorumluluğunu arttıran bir düzenleme getirilmiş olup, ilgilileri idare hukuku kapsamında kamu görevlisi olarak değerlendirme olanağı bulunmamaktadır.

Dolayısıyla ilgililerin ceza hukuku kapsamında kamu görevlisi sayılarak, kamu görevlisi gibi cezalandırılmasının öngörülmesi, memurlar ve diğer kamu görevlileri için ayrı yargılanma usulü öngören 4483 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmelerine ve bu kanundaki özel usullerden yararlandırılmalarına olanak sağlamayacağı gibi, yasama yetkisi içinde ve yasa konusu olan bir alanın yönetmelikle düzenlenmesi de Anayasa, Yasa ve hukuka aykırı olacaktır.

Taslağın 39. maddesinde, lisanslı mühendisin Kanun ve Yönetmelikte getirilen yükümlülükleri yerine getirmekten alıkoyan hiçbir yükümlülük altına giremeyeceği düzenlenmişken, bu kanundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmek koşuluyla başka yükümlülükleri alabileceği gibi yoruma açık, muğlak bir düzenleme yapıldığı görülmektedir.

3. SONUÇ

Başlangıçtan beri belirttiğimiz üzere konunun, yaşanan süreç, tartışma, çatışma, uyuşmazlıklar ve yargı kararları dikkate alınarak, belirttiğimiz hususlara da yer verilmek suretiyle yeni bir yasa düzenlenmesi ve bu yasaya koşut bir yönetmelik hazırlanmasıyla çözülebileceği, gönderilen Taslağın yönetmelik olarak yayımlanması halinde, hukuka aykırı olacağı, idari yargı yerince iptal edileceği, bu nedenle önceki süreçte yaşanan sorun ve sıkıntıların yeniden ortaya çıkacağı ve yönetmelikle yargı kararlarının etkisiz kılınarak ve dolanılarak birilerine sınav kazandırmak ve lisans verilmek istendiği gibi kuşku, şüphe ve söylentilere yol açılacağı, objektif ve hukuka uygun bir sınav yapılacağına ve lisans verileceğine ilişkin haklı beklenti içindeki binlerce üyemizin idareye güveninin yeniden sarsılacağı, yapılan sınavın nesnelliği ve verilen lisansların meşruluğunun tartışılmaya devam edeceği, mesleki dayanışma ve çalışma barışının bozulacağı değerlendirilmiştir.

Bilgilerinize.

Saygılarımızla.

 

Ertuğrul CANDAŞ
Yönetim Kurulu a.
Genel Başkan


Tüm Oda Görüşleri - Raporlar »


 

e-HİZMETLER:
| HKMOBİS | WEBMAIL |

© 2004-2017 Tüm hakları TMMOB HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI aittir.
Sitede yer alan görsel ve metin öğeler izinsiz kullanılamaz.

TMMOB HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI
SÜMER 1. SOKAK NO: 12/4 06440 KIZILAY / ANKARA
TEL: +90 312 232 5777 (PBX) - FAKS: +90 312 230 85 74 - GSM: 0533 762 28 13

 


 
Key İnternet Hizmetleri Ltd. Şti.