NASIL BİR CUMHURİYET İSTİYORUZ?

"Her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır."
                                                                        Mustafa Kemal Atatürk

Yüzüncü yılına varmak üzere olan Cumhuriyet`imiz, kurucu atalarımızın insanca yaşam idealiyle bize bıraktıkları ortak bir mirastır. Bu mirasla bugüne dek ne yaptığımız kadar bundan sonra ne yapacağımız, ona ne kadar değer verdiğimizle, ona ne denli sahip çıktığımızla, bir cumhuriyetten ne anladığımız ve ne beklediğimizle ilgilidir. Öyleyse sormak gerekiyor; nasıl bir cumhuriyet istiyoruz?

Herkesin birbirine benzediği, aynı şekilde düşünüp aynı şekilde davrandığı ve farklı olanları yok etmek için diş bilediği bir kopya cumhuriyet mi? Yoksa her türden farklılığa saygı duyanların, saygı duymak için ezmek yahut ezilmek gerekliliğini reddedenlerin ve eşitliği samimiyetle yaşayanların var ettiği özgün ve özgür bir cumhuriyet mi?

Siyasetin yalnızca savaş, çatışma ve zıtlık olarak anlaşıldığı, bu yüzden de barıştan ve dostça tavırlardan arındırıldığı bir korku cumhuriyeti mi? Yoksa iyi karşılaşmalar örgütleme, bir arada yaşayabilme ve ortak hayatlar kurma gayretinin erdem kabul edildiği etik bir cumhuriyet mi?

Eşyayı, doğayı, toplumu ve insanı anlamakta ve açıklamakta artık yetersiz olan yol ve yöntemlerde ısrar eden bir cehalet cumhuriyeti mi? Yoksa bilimin, aklın ve vicdanın hürlüğünden aydınlığın ve refahın geleceğine inanan, öncelikle kendini bilen bir ilim cumhuriyeti mi?

Zengin ile doğrunun ve güçlü ile haklının aynı anlama geldiği, suçun sebepleriyle değil sonuçlarıyla kendini tüketen o kısır hukuk sistemine dayalı "hak"sız bir cumhuriyet mi? Yoksa kadim kültürümüzdeki adalet dairesini unutmayan, hukuk normlarını vicdandan ve deneyimden türeten, onarıcı, iyileştirici bir cumhuriyet mi?

Manevi ve kutsal olanlar dâhil her değeri kullanım değerine dönüştürürken geriye yalnızca bir fiyat bırakan ve o fiyatın ardında sonsuzca sömürü ve zulüm saklayan bir meta cumhuriyet mi? Yoksa emeğin ve yaratıcılığın kendini yenilediği, üretimin sömürüsüz, paylaşımın da hakkaniyetli olduğu şen bir cumhuriyet mi?

Kimi inançları iktidar aracına dönüştürürken kimi inançları yok etmeye girişen, insana has en masum duyguları suistimal eden, Tanrı ile insan arasına girip meşruiyetini burada arayan eril ve köhne bir cumhuriyet mi? Yoksa bir çiçeğe yahut denizyıldızına inananların dahi huzurla var olabildiği, din ve vicdan hürriyetinin kamusal güvenceye alındığı, devletin bu dünyayı cennet kılmakla meşgul olduğu çağcıl, laik bir cumhuriyet mi?

Doğayı ve dünya zenginliklerini insanın malı mülkü addetmiş, kendisi dışında her canlıya ve canlılık ortamına sevgisini yitirmiş, şehirleşmeyi inşaata indirgemiş bir beton cumhuriyeti mi? Yoksa insanın doğal bir varlık olduğunu, doğadan koptuğunda hayattan da koptuğunu görmüş, o yüzden meselenin üç beş ağaçla başladığını idrak etmiş yeşil bir cumhuriyet mi?

Felsefeden, sanattan ve bunların eleştirel gücünden korkan, bu yüzden de taklitleri, klişeleri ve ezberciliğiyle kültür endüstrisini besleyen bir medya cumhuriyeti mi? Yoksa evrensel değerler üreten, bahşederken kendinden bir şey eksiltmeyen, bilakis çoğalan ve büyüyen bir hakikat cumhuriyeti mi?

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası olarak, dünya yurttaşları ve bu ülkenin vatandaşları olarak bizler, adil ve özgür bir Cumhuriyet olduğu kadar, kendini yenileyecek, gençleşecek, gürleşecek, gerçek bir Cumhuriyet istiyoruz. Hiç şüphesiz bu, bizlerin elindedir. Çünkü demokrasi ve cumhuriyet, insanlığa gönderilmiş birer mektup, varlığımıza çağdaş bir toplum niteliği kazandıran mirastır. Dün olduğu gibi yarın da bu mirasa sahip çıkacak, cumhuriyet idealini yükseltmek için varlığımızı ve duruşumuzu sürdüreceğiz.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı`nı bu inanç ve duygularla kutluyoruz.

TMMOB
HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI
EKİM 2017


Yukarı Çık