TEKNİK ELEMANLARA DENETİM YETKİSİ VERİLMESİ YAPI DENETİM SİSTEMİNE VURULAN YENİ BİR DARBEDİR.

17.05.2018 

Geçtiğimiz günlerde TBMM Genel Kurulunda kabul edilen yasa değişikliği ile teknik elemanlara Yapı Denetim yetkisi verilmesinin sakıncaları hakkında TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz tarafından 17 Mayıs 2018 tarihinde basın açıklaması gerçekleştirildi.

TEKNİK ELEMANLARA DENETİM YETKİSİ VERİLMESİ YAPI DENETİM SİSTEMİNE VURULAN YENİ BİR DARBEDİR.

Geçtiğimiz günlerde siyasi iktidarın seçim yatırımları kapsamında hazırladığı ve TBMM Genel Kurulunda kabul edilen "Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı"içerisinde 4708 sayılı Yasa`nın bazı hükümleri de değiştirilmiştir.

Öncelikle, 2001 yılından beri yürürlükte olan ve uygulama sürecinde ülkemizdeki yapı üretim sürecinin sorunlarını çözmek bir yana, adeta kendisi bir sorun olan söz konusu yasanın, 3-4 maddesini değiştirmek suretiyle iyileştirilmeye çalışılmasını yüzeysel bulduğumuzu, bu yaklaşımın günü kurtarmaktan öteye gidemeyeceğini; kalıcı çözüm için ise, konunun tüm taraflarca kapsamlı olarak değerlendirilmesi ve daha sağlıklı, işletilebilir yeni bir sistem kurgulanması gerektiğini ifade etmek isteriz.

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen değişiklikler incelendiğinde; Yapı denetimi hizmet sözleşmelerinin yapı sahipleri ile Bakanlıkça belirlenecek yapı denetim kuruluşları arasında akdedilmesinin sağlanacağı ve yapı denetim kuruluşuna ödenecek hizmet bedelinin yapı yaklaşık maliyetinin %1,5`i olarak sabitlendiği görülmektedir.

Yapı denetim firmalarının lehine olan bu değişikliklerin yapı denetim sisteminin sorunlarını aşmaya nasıl bir katkı sağlayacağını öngörmekte zorlandığımızı belirtmek isteriz.

Birliğimizi ve bağlı Odaları ilgilendiren asıl değişiklik ise teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenlerin "Yardımcı Kontrol Elemanı" adı atında sisteme eklemlenmesi olmuştur.

Yakın geçmişte Yönetmelik maddesi olarak getirilen ve yüksek yargı tarafından yürütmesi durdurulan söz konusu düzenlemenin, bugün Yasa ile yeniden ısıtılıp gündeme getirilmesini hukuk devleti ilkesinin bir türlü benimsenemediğinin açık bir göstergesi olarak görüyoruz.

Öncelikle belirtmek isteriz ki, görevlendirildiği şantiyede sürekli olarak bulunup inşaat, elektrik tesisatı, sıhhi tesisat ve ısıtma, soğutma, havalandırma, iklimlendirme, mekanik tesisat, harita-kadastro gibi alanlarda üretim sürecinin belirli bir bölümünün, kontrol mühendisinin tarif ve direktiflerine göre, şartname, fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmasını, gözetleyerek sağlamaya yönelik eğitim alan tekniker ve teknisyenler ile bunların eğitimlerinden sorumlu teknik öğretmenlere yapının bütününe yönelik denetim yetkisi veren söz konusu düzenleme yapı denetimindeki riskleri büyütecektir.

Teknik öğretmenler, teknisyenler ve teknikerler, mühendislerin çalışma yaşamı içerisinde birlikte faaliyet yürüttükleri iş arkadaşlarıdır. Siyasi iktidar bu tür uygulamalarıyla bizleri en yakın çalışma arkadaşlarımız olan teknik elemanlarla karşı karşıya getirmeye çalışmaktadır. Aynı meslek alanının farklı kademelerinde işbirliği içinde çalışma yürüten iki meslek grubunun, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve politik açmazlar nedeniyle karşı karşıya getirilmesi sorunların çözümü açısından yarar sağlamayacaktır.

Emek-yoğun bir sektör olması dolayısıyla inşaat sektörü kalifiye olmayan işçileri yoğun olarak istihdam etmektedir. Bu durum üretim faaliyetlerinin sağlıklı yürütülmesini sağlayacak teknik öğretmen, tekniker ve teknisyen gibi ara elemanlara ihtiyacı artırmaktadır. Buna rağmen ülkemizdeki teknik öğretmenlerin, teknisyenlerin ve teknikerlerin ciddi bir işsizlik sorunu yaşamakta olduğu bilinmektedir.

Siyasi iktidar teknik öğretmen, tekniker ve teknisyenlere iş alanı yaratmak istiyorsa, mühendislik mesleğinin uygulama alanlarını teknik elemanlara açmaya çalışmak yerine üretim süreçlerini yeniden düzenleyerek, teknik elemanları hukuki statüye kavuşturmalı ve üretim sürecindeki önemlerini görünür kılmalıdır.

Kaldı ki, ülkemizde planlama anlayışından vazgeçilmesi, eğitim, öğretim ve istihdam bütünlüğünün kopartılması sadece teknik öğretmen, tekniker ve teknisyenler için değil mühendisler için de geçerlidir. Ülkemizde Cumhuriyet döneminde kurulan birkaç köklü üniversite dışında mühendislik eğitimi veren üniversitelerin en alt sıralarda yer alması da mesleğimize yönelik itibar sorununa neden olmakta, önemini azaltılmakta ve niteliğini tartışılır hale getirmektedir. Oysa yapılması gereken mühendislik mesleğinin içinin boşaltılması değil eğitimin niteliğinin artırılması ve ülke kaynaklarının doğru değerlendirilmesidir.

Mesleğimize ve ülkemize olan sorumluluğumuz gereği yapı denetim sisteminde geriye dönülemez tahribatlar yaratacak bu uygulamaya karşı olduğumuzu, bu yanlıştan bir an önce dönülmesi için tüm demokratik ve hukuki zeminlerde mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz.

Emin KORAMAZ

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

 

 

 


Yukarı Çık