KADINI DEĞİL, ŞİDDETİ BAĞLAYIN

25 Kasım 1960`te, Dominik Cumhuriyeti`nde; diktatörlüğe karşı mücadele eden 3 kız kardeşin tecavüz edilerek katledilmesiyle yanan ateş aynı tazeliğiyle devam etmektedir ve günümüzde tek bir gün değil her gün mücadelesini verdiğimiz başlıca şiddet türü olarak kaynaklara geçmiştir. Mücadele gününün simgesi olarak "Kelebekler" adıyla efsaneleşen 3 kız kardeşin katledilişi, kadına yönelik şiddetin en ağır yüzü olsa da ne yazık ki ilki de değildir. 

 

Kadınlara, yalnızca kadın oldukları için uygulanan ve cinsiyet eşitsizliği ile haklarının ihlaline yol açan tutum ve davranışlar; her geçen gün yasa eliyle yüceltilmektedir. Sadece kadınlara değil çocuklarımıza yönelik de fiziksel, sözlü, ekonomik ve aile içi şiddet her geçen artmakta ve sahip olduğumuz tek kanun ise birtakım kararnamelerle silinmeye çalışılmaktadır. 8 Mart 2012 tarihinde 6284 sayılı "Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun", kadınların ülkemizde tutunduğu kanuni köklere dayanan tek dal olmuştur. Bu, kadına yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan kanun  "Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi ile şiddet uygulayan veya uygulama ihtimali olan kişiler hakkında şiddetin önlenmesine yönelik tedbirler ile bu tedbirlerin alınması ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları kapsar." ibaresi ile başlasa da günümüzde gelinen durumda kadına şiddete karşı olan bir yapıdan ziyade kadına karşı şiddeti destekleyici yapıya bürünmüştür. Hal böyle olunca da birçok kararname ve uygulamadan nemalananlar; her alanda şiddeti normalleştirip, erkek egemen toplum temellerine bir duvar daha örmeye başlamışlardır. Sosyal alanlarımızda "şort giydiği" bahanesiyle şiddet uygulayanlara karşı "pembe vagon ve pembe taksi" uygulamalarıyla da şiddet, bir de renge büründürülmüştür. Üstüne bir de takım elbise giydirilerek süslenmiş, iyi hal indirimi olarak, kadına karşı sunulmuştur. İş yerlerinde de kadınların emekleri sömürülmüş, cinsiyet nedeni ile şiddete paha biçilerek, kadınlar bir de ekonomik şiddete maruz bırakılmıştır. Her kafadan ses çıktığı yetmezmiş gibi bir de fetvalar gönüllere taht edilmiştir. Bir-iki gün öncesine kadar Diyanet Başkanının bilgisinden ve başarılarından söz eden Bakanlarımız unutmuş olsa da "Bir babanın kızına şehvet duyması caizdir." nidaları hâlâ bu ülkenin kara lekesidir. Getirilmeye çalışılan kürtaj yasağı, tecavüzün meşrulaştırılması ve müftülük nikâhı yasaları ile de çocuklarımızın istismarını destekleyici politikalar sürdürülmüştür. 

 

Dayatılmaya çalışılan ve her türlü şiddetin önünü açan bu uygulamalara karşı tüm kadınlar karşı çıkmalı ve kadın haklarına karşı duyarlı erkekler de hem karşı çıkmalı hem de kadınlara destek olmalıdır. 

 

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası olarak, HKMO Kadın Komisyonu ve çalışma gruplarımızın öncülüğünde; bu uğurda mücadele eden tüm sivil toplum örgütleri ve kamu kurumlarıyla birlikte hareket ederek sesimizi daha çok yükseltecek ve kadın haklarına sahip çıkacağız. Kadına ve çocuğa yönelik her türlü şiddetin bir gün değil, her gün karşısında duracağız ve birlikte "DUR" diyeceğiz.

 

TMMOB
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası 
Kasım 2018


Yukarı Çık