TMMOB HARİTA VE KADASTRO MÜHENDİSLERİ ODASI 47. OLAĞAN GENEL KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ

TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası 47. Olağan Genel Kurulu, Mart 2020 tarihinde yapılması gerekirken covid-19 pandemisi nedeniyle zorunlu olarak 28-30 Ağustos 2020 tarihlerinde Ankara`da yapılmıştır. Genel Kurulumuz;dünya ülkelerini etkisi altına alan ve günümüz itibariyle yaşamını yitiren insan sayısının ülkemizde 6500, dünya genelinde ise bir milyonu aştığı acı toplumsal sonuçlarının ortaya serildiği, büyük bir bunalım ve durgunluk döneminde toplanmıştır.

 

2018 yılında gerçekleştirilen Oda Genel Kurulumuzda güçler ayrılığı ilkesinin ortadan kaldırıldığı, yeni hükümet yapısında Meclisin yetkisinin ve etkisinin yok edildiği; bu yetkilerin tek bir noktada toplandığı, adalet ve eşitlik ilkelerinin ve TBMM`nin devre dışı bırakılarak evrensel insan haklarının ve hukukun ayaklar altına alındığı; kanun hükmünde kararnamelerle çalışanların hukuksuz olarak ihraç edildiği;seçilmiş belediye başkanların görevden alınarak kayyumların atandığı; özelleştirme adı altında stratejik öneme sahip tesisler dahil kamu varlıklarının satıldığı; çevre ve doğayı yok eden HES, JES, maden vb. projelerinin hayata geçirildiği; gerekçesi ister petrol olsun ister Fırat-Dicle suları olsun Büyük OrtadoğuProjesinin yarattığı savaş bataklığına ülkemizin de dâhil olduğuinsan yaşamının yok sayıldığı vb. hususlarının altı çizilerek savaşa karşı barışı ve insanca yaşamı savunmaya ve emperyalist işgallere karşı durmaya devam edeceğimiz kalın puntolarla ifade edilmişti.  


TMMOB ve Odalarımız kamu tüzel kişiliğinde demokratik meslek kuruluşu olmanın sorumluluğu içerisinde; meslek alanlarımızdan hareketle ve diyalektik bir yaklaşımla her olguyu, yaşamın her alanını ile birlikte değerlendirerek toplumcu ve kamucu anlayışla yaşama sunmaktadır. Bir önceki Genel Kurulumuzda altı çizilen sosyal, ekonomik, politik ve siyasal durum ne yazık ki aradan geçen zaman içerisinde çözüme kavuşturulması yerine yeni olumsuzlukların eklenmesi ile daha da derinleşmiştir.  


Toplumsal gelişmeyi doğrudan ifade etmeyen "büyüme"nin durması, kamu-özel sektör borçlarının derinleşerek artması, sanayi ve tarımda gerileme, üretim ve talep düşüşü, iç ve dış ticaret hacmi daralması, işsizlik ve yoksulluğun artması, iklim ve gıda krizleri, enerji-hammadde-su kaynaklarının paylaşımı, covid-19 salgını, savaşların ve yoksulluğun sonucu göç/mülteci hareketleri gibi birçok önemli sorun dünya gündeminde ağırlığı korumaktadır.

 

ABD ve diğer emperyalist ülkeler, uluslararası hukuk ve anlaşmalar ile ülkelerin egemenlik haklarını yok sayarak işgalci paylaşım politikalarını izlemeye devam etmektedir. Suriye, Libya, Yemen örneklerinde görüldüğü üzere etnik, dinsel/mezhepsel farklılıklar kışkırtılmakta, insanlık tarihi katliamlara tanıklık etmektedir. Küresel kapitalist / emperyalist güçler ve arasındaki çelişkilerin belirleyici olduğu; ticaret savaşları, kur savaşları ve korumacı politikaların etkin olacağı yeni bir döneme girilmiştir. Siyasal iktidar dış politikada emperyalizmin bölgemizdeki ülkelerisavaş ve işgallerle yıkıma uğratmasına taraf olmamalıdır. Ötekileştirici, düşmanlaştırıcı, ayrımcı, barışa karşın savaş yanlısı ve faşizmin kurumsallaşmasını sağlamaya yönelik politikalar terk edilmelidir. Bağımsızlık, demokrasi ve özgürlükler ekseninde politikaların ve anlayışların hâkimolması ülkemizin aydınlık geleceğine yol verecektir. Bu anlayış, ülkemizi hem dış politikada hem de ekonomik alanda olumsuz etkileyecek girdaptan çıkış olacaktır.

 

Kürt sorununda demokratik ve kalıcı bir çözümün oluşturulması için gerekli adımların bir an önce atılması, sorunun toplumun geniş kesimlerinin katılımı ve mutabakatı çerçevesinde çözülmesi gerekirken "açılım", "çözüm" gibi oyalama adımları, militarist politikalar ve seçilmiş yasal temsilcilerin yerine hukuki dayanak olmadan kayyum atanması ve seçilmişlerin tutuklanması; çözümü daha da çözümsüz hale getirmektedir. Her koşulda terör son bulmalıdır. 

 

Kapitalizmin neoliberal dönem politikaları eşliğinde covid-19 salgınının dünyada ve ülkemizde iktidarlar tarafından fırsata çevrilmesiyle iş hukuku, emekçilerin hakları, çalışma koşulları, işçi sağlığı ve iş güvenliği üzerindeki olumsuzluklar başat olmuştur. Üretim ve hizmetlerin bu ağır koşullarda devam ettirilmesi, temel insan hakkı olan yaşama ilkesinin hiçe sayıldığı bu anlayış egemen güçlerin acımasız sınıfsal karakterini bir kez daha ortaya koymaktadır. Eğitim ve sağlıkta sosyal devlet ilkesinin gerekliliği ve önemi yaşanılan covid-19 pandemi süreci ile kendini tartışmasız göstermiştir.

 

Serbestleştirme, özelleştirme ve kuralsızlaştırma, üretim ile ihracatın ithal girdilere bağımlılığıfason esnek üretim ve montaj sanayi olguları ülkemizi sanayisizleştirmiş, tarımı ve hayvancılığı yok etmiştir. Siyasal iktidar, büyük dış borç yükü ve toplumsal gereksinimlere yönelik olmayan "Kanal İstanbul" gibi "büyük/çılgın projeler"in peşinde koşarkenTürkiye ekonomisi; geçirdiği dönüşümler sonucu üretim, yatırım, tasarruf, istihdam, dış talep bağımlılığı, cari açık, sermaye hareketlerinin serbestliği, aşırı borçlanma ve rant yağması ile hayli kırılgan bir yapıdadır. Kamusal üretim, hizmet, denetimin tasfiyesi, rant eksenli sermaye birikimi düzenlemeleri meslek alanlarımızı ve meslek örgütlerimizi doğrudan ve dolaylı biçimlerde etkilemiştir. 

 

Ülkemiz, tarihin en büyük işsizlik ve istihdam kaybını yaşamaktadır. Resmi verilere göre toplamda işgücüne katılım oranı %45 düzeyine inmiştir. Türkiye, milyonlarca genci işsiz olan bir ülke konumuna getirilmiştir. Bir milyonu aşan işsiz üniversite mezunumuz var ve işsiz mühendis sayısı artmaya devam etmektedir. Asgari ücretin altında, mühendislik kimliği göz ardı edilerek çalıştırılmaya zorlanan binlerce genç meslektaşımız zor bir dönem yaşamaktadır. Üretmeyen ve tüketime yönelik ekonomik politikalar; bilimsel verilerden uzak plansız, programsız açılan onlarca mühendislik fakülteleri gelinen bu sürecin altyapısını oluşturmaktadır. Yeni üniversiteler ve mühendislik bölümleri ile mühendislik eğitimi niteliksizleştirilmiştir. Mühendislik mesleği niteliksizleşme, itibarsızlaştırma, yoksullaşma, işsizlik kıskacındadır. Bu anlayış ve politikaların derhal durdurulması ve gerekli çözümlere yönelik adımların atılması için siyasal iktidara açık çağrı yapıyoruz.

 

Bilim ve teknolojideki gelişmelere paralel mesleğimizde de yeni ve modern teknoloji ürünlerinin yaygın bir şekilde kullanılma, harita mühendisliği faaliyet alanlarında da yeni üretim tekniklerinin kullanılması zorunlu kılmaktadır. Bu durum mesleğimizin gelişmesine, niteliğinin artmasına, meslek alanlarının genişlemesine, diğer meslek disiplinleriyle ortak çalışmaların yapılmasına katkı koymaktadır. Meslek alanlarımıza ilişkin kamu kurum ve kuruluşları tarafında hizmet alımlarında genç meslektaşlarımız mutlaka korunmalıdır. Hizmet alımlarında müelliflik, mesleki davranış ilkeleri, nitelikli üretim, emek, çalışma koşulları, işçi sağlığı ve güvenliği vb. konularında kurum ve kuruluşlar ile mutlaka çözüm odaklı çalışmalar yapılmalıdır.  

 

Genel Kurulumuz kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak temel anlayışı ile 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul`da 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanan ve 01 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi`nin devamlılığı ve hâkim kılınmasından yanadır. 

 

Bu tespitlerimizin ışığında mesleğimiz ve ülkemiz adına;

 

Güzel bir dünya için kamucu politikalarla barışı, kardeşliği, özgürlükleri, demokrasiyi, laikliği, adaleti hep birlikte daha ileriye taşıyacağız.

 

TMMOB 

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası

47. Olağan Genel Kurulu


Yukarı Çık